CHP’de Kartal İlçe Başkanlığı için adaylar sahaya indi. Mevcut ilçe Başkanı Erdal Kıskanç, meclis üyesi Dila Damla Öner ve Belediye Başkanı’nın desteklediği Muammer Çelebi adaylığını açıkladı.

Erdal Kıskanç ve Dila Damla Öner’in adaylıklarını açıkladığı toplantılarına katılma imkanım oldu.

Üçüncü aday, Muammer Çelebi’nin adaylık toplantısına katılma imkanım olmadı ama, konuşmasının tamamını video’dan izledim.

Erdal Kıskanç ve Damla Öner’in İlçe Başkanlığı’na talep açmaları anlaşılır bir durumdur ancak, Muammer Çelebi’nin aday olmasını bir kaç açıdan sorunlu olduğunu düşünüyorum.

Muammer Çelebi kendisi olarak değil de, Belediye Başkanı istedi diye aday olması büyük sorun ve handikaptır.

Bunu böyle olduğunu neye dayanarak söylüyorum. Bir aydan fazla bir süredir basında sosyal medyada yazılıp çizilmesine rağmen Muammer Çelebi ‘hayır böyle bir şey yok, ben belediye başkanının adayı dağilim’ şeklinde bir açıklama yapmamasına, yazılanları yalanlamamasına dayanarak söylüyorum.

Eğer Çelebi kendisi olarak adaylık için talep açsaydı, partiyle ilişkileri açısından bir miktar eleştiri alabilirdi ama, bu şekilde bir tepki almazdı.

Muammer Çelebi’nin delege seçimlerinden, adaylık sürecine kadar bu sorunlu durumunu sürdürmesi, bunun yanısıra uzun yıllardır örgüttten ve parti çalışmalarından kopuk olması ve zorlama bir aday profili çizmesi yapılan eleştirilerin haklılığını ortaya koymaktadır.

Adaylık açıklamasında ki konuşmasına gelence; partinin ve örgütün gerçeklerinden ve samimiyetten uzak heyecansız sıradan vasatın altında bir konuşma olduğunu söylemeliyim.

Örneğin ne diyor “Kartal’ın geçmişte olduğu gibi Türkiye’ de ve İstanbul’da siyasette saygın yerini tekrar kazanması için adayım. Ülkemiz elden giderken kayıtsız kalamayacağımdan dolayı adayım.

Omuz omuza mücadele ruhu ile ötekici olmayan parti içi barışın egemen olduğu yeniden ardeşlik duygularının yeşerdiği bir ortam yaratmak için adayım” diyor

Şahsen ben bu sözlerde samimiyet göremiyorum.!

Sen örgütü yok sayan, partiyi ve genel başkanın söylemlerini yok sayan, delege seçimlerine doğrudan müdahale eden, ötekici davranan belediye başkanı istedi diye adayı olacaksın, ya da desteklediği aday olacaksın, delegeye müdahale sürecinin içinde olacaksın, sonra parti de ötekici olmayan barışın egemen olmasından, kardeşlik duygularının yeşereceği bir ortam yaratacağından söz edeceksin.!

Zaten bu bile başlı başına inandırıcılığı olmayan büyük bir çelişki değil mi?

Parti içinde ötekici olmadan her kese eşit mesafede durması gereken, Belediye Başkanı’nın eşi diğer iki adayın “adaylık açıklaması”na katılmayacak, sadece sizin adaylık açıklamanıza katılacak, sizin yanınızda olduğu mesajı verecek “ötekici” davranacak.

Siz, Omuz omuza mücadele ruhu ile ötekici olmayan parti içi barışın egemen olduğu kardeşlik duygularının yeşerdiği bir ortam yaratmak için adayım” sözlerinden dem vuracaksınız.!

Bu sözlerin inandırıcılığı olmayacağı gibi,  Kartal’da ki üyelerin aklıyla da alay etmek olur.!

Böylesi bir durumda, böylesi bir ortamda, buradan bırakın parti içi barışın çıkmasını, ötekileşmiş bir yığın üye ve derinleşmiş keskinleşmiş bir ayrışma çıkar.!

Ne diyor, sayın Çelebi “Tüm örgütümle birlikte, vahşi kapitalizmin ve onların yerli işbirlikçilerine karşı Kartal’da ve Türkiye’de büyük bir mücadelenin çoban ateşini yakmak üzere adayım”

İnanılır gibi değil.! Ne çobanı, ne ateşi? Önüne gelen çoban ateşi yakıyor. CHP Kartal’da zaten iktidar. Parti politikaları çerçevesinde demokrasi açısından yerel de ne yapılması gerekiyorsa zaten yapılıyor. Neyin ateşini yakıyorsunuz?

 Bir siyasetçi, vahşi kapitalizim diyorsa, önce kendi İlçesinde ki vahşi kapitelizmin yarattığı tahribata, kimin yada kimlerin göz yumduğunu ortaya koyması ve bunu birlikte yürüdüğü yol arkadaşlarına da sorması gerekir.!

Ne diyor sayın Çelebi “Kartal’ın kendi kendini yöneteceğine, Kartal’ın kendi dinamiklerini mutlak ve mutlak kendi içinden çıkaracağına olan inancımla huzurunuzdayım”

Bunları demesine diyor da, insan sormadan da edemiyor. “Ben 93’ten beri bir süre Maltepe’de yaklaşık 17 yıldan fazlada Kartal’da yaşıyorum. Gazeteci olarak tüm siyasi partileri, özellikle de CHP’yi yakından takip  ediyorum. Bir türlü toplumun beklediği iktidar olma yolunda politikalar üretemediği için, Türkiye gerçeklerine uygun politikalar üretemediği için umut olamadığı için en çok da CHP eleştiriyorum. Hemen bütün kadrolarını yakından tanırım.

Ama itiraf etmem gerekir ki, ben Mummer Çelebi ismini ilk kez duydum ve gördüm. Biraz soruşturdum. Yıllardır partiye hiç uğramayan, parti çalışmalarına, partinin eylemlerine, yürüyüşlerine, örgüt çalışmalarına katılmayan, hatta kendi mahallesinde bile delege seçilemeyen birisi olduğunu öğrendim.

Hal böyle iken, yıllardır partiye uğramamış, bırakın kucaklaşmayı, patlililerle ele ele yürümemiş, omuz omuza yürümemiş, yağmurda çamurda birlikte yürüyerek bedel ödememiş, iyi günde kötü günde birlikte olmamış, partinin hiç bir durumundan haberi olmayan birinin bu gün çıkıp  “parti için demokrasiden, ötekici olmayan pati içi barışın egemenliğinden, omuz omuza mücadele “etmekten söz etmesi ne kadar inandırıcı olur.

Hatta sözümü şöyle değiştireyim. İnandırıcı olur mu?

O la maz…