Okuyucularımız hatırlayacaktır. KEDEV’le ilgili meclisten bir karar geçti. Ben bu karar geçmeden önce bir yazı kaleme almıştım. Bu yazımda uzmanlardan aldığım görüş üzerine bu kararın hukuka uygun olmayacağını, kararın bu şekliyle geçmesi durumunda meclis üyelerine zimmet çıkacağını söylemiştim.

 

Sonuçta meclis kendi hukukçuları görüşünde bu kararı meclisten geçirdi. Bunun üzerine ben konunun uzmanı emekli bir kişiden görüş alıp kamuoyuna duyurdum.

Bu uzman kişi de kararın yasalara aykırı olduğunu meclis üyelerine zimmet çıkacağı gibi yargılanacakları yönünde görüş bildirdi.

 

Bu arada meclis üyeleri de kendilerince bu konuda bir araştırma yapmışlar.

Sonra yasaya aykırı alınan bu meclis kararının iptal edilmesi için ilçe başkanlığı’na bir dilekçe vermişler.

 

Bu olay bir gün önceden de ulu orta konuşulmaya başlandı, benden başka bir çok insan zaten biliyordu. Sonra grup dilekçeyi ilçe başkanlığı’na vermiş..

 

Bu haber bana geldi, bir gazeteci olarak hemen haberi siteye girdim.

 

Sonradan bazı meclis üyeleri beni aradı ve bu haberi kimden aldığımı sordu. Bu konuda verilmesi gereken cevap kendisine verildi. Ancak bu haberi kimin sızdırdığı tartışması bir türlü bitmedi.

 

Şimdi birilerinin zarar görmemesi için etik kuralları çiğneyerek haber kaynağımı açıklıyorum..

 

Bu  haberi bana İlçe Başkanı verdi, dilekçeyi alır almaz bana telefon edip durumu bildirdi. Şaka şaka, haberi bana belediye başkanı söyledi. İlçe Başkanı dilekçeyi alır almaz belediye başkanını  aramış o da beni aradı durumu anlattı. Yok yok, asıl haberi bana belediye başkanının danışmanlarından biri aktardı, bir ilçe yöneticisi onu aramış o da hemen beni aradı söyledi. Şaka bir tarafa, bu haberi bana İl başkan yardımcısı söyledi. ilçe başkanı İl başkanı’nı aramış durumu anlatmış o sırada yanında bir yardımcısı varmış o da beni aradı.

 

Yok yok İlçe yönetiminden birisi söyledi. Delekçe’nin ilçeye verildiğini duyar duymaz beni aradı söyledi. Yok yok asıl bu haberi bana ilçe başkanının bir arkadaşı söyledi. Yok yok, asıl bu haberi bana grup başkan vekili söyledi, ona söylemişler  o da hemen beni aradı.

Yok yok meclis üyelerinin dilekçeyi yazdığı yerden birisi beni aradı. Yok yok dilekçeyi yazdıktan sonra fotokopi yapan kişi beni aradı dilekçeyi gördüm fotokopisini çektim haberin olsun ilçeye gidiyorlar dedi.. Yok yok meclis üyeleri dilekçeyi verirken kapıyı dinleyen biri beni aradı haber verdi bende haberi yazdım..

 

Haber kaynağımı açıkladım İbrahim Doğan, seç beğen al ve hakkında gereğini yap.

 

Yazıktır günahtır, uğraştığınız şeye bakın, bu yanlışları hataları sorgulayacağınıza düştüğünüz duruma bakın. “Bu haberi kim sızdırdı” nın peşine düşmüşsünüz.

 

Hani şeffaftınız, hani “en” demokrattınız, hani her şeyi halkla paylaşacaktınız. Bu mu sizin şeffaflığınız, bu mu sizin demokratlığınız..

 

Ne var bunda gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Alt tarafı kullanılan demokratik bir hak. Nedir kardeşim devlet sırrımı, gizli evrak mı.. Bırakın bunun gizliliğini demokratik ülkelerde ve kurumlarda bu durum bizzat basına ve kamuoyuna o kurumun kendisi duyurur. Siz ne yapıyorsunuz saklıyorsunuz..Bunun saklanacak gizlenecek bir yanı yok ki, bu dilekçeyi verenler de kamu adına, Kartal halkının hak ve menfaatleri adına veriyorlar, bunun neresi ayıp neresi gizli.

 

Çıkın Kartal kamuoyuna anlatın “bakın biz böyle demokrat açık şeffaf bir partiyiz, bizde böyle düşünenlerinde söz hakkı var” deyin “Arkadaşlarımız bundan dolayı böyle bir talepte bulunmuşlar gereği yapılacaktır” deyin..

Yoksa şunu mu istiyorsunuz..Bizim yaptığımız her şey gizli kalacak, kamuoyunun Kartal halkının hiçbir şeyden haberi olmayacak. Kimse dışarı bir şey sızdırmayacak, kimse bizim kararlarımızı tartışmayacak, kimseye de hesap vermeyeceğiz mi diyorsunuz.!.

Olmuyor söylemlerinizle uygulamalarınız üst üste oturmuyor. Yanlıştır yapmayın etmeyin..

Haber kaynağımdan da beğendiğiniz alın, yargılayın Kartal halkının önünde linç edin..