Kartal’da, kaybolduktan 15 gün sonra Tuzla’da su kuyusunda cansız bedeni bulunan 10 yaşındaki Beratcan Karakütük'ü öldürdükleri iddiasıyla haklarında ‘ağırlaştırılmış müebbet hapis’ cezası istemiyle dava açılan anne Türkan Karakütük ve cinayet zanlısı sevgilisi servis şoförü Ersin Kaşıkçı’nın yargılanmasına başlandı. İlk duruşmada ifade veren ve Beratcan’ı nasıl öldürdüğünü anlatan cinayet zanlısı Ersin Kaşıkçı, “ellerini, ayaklarını ve ağzını koli bandıyla bantladım. Korktuğu için karşı koymadı. Minibüsün bagajına koyduktan sonra son servisimi yaptım. Tepeören’de yol kenarındaki dereye götürdüm. Yarı baygındı. Suyun içine soktum. Ayılınca kafasından suya bastırdım. Birkaç dakika sonra hareketsiz kaldı ve öldü” dedi.  

 

Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Ersin Kaşıkçı (40), tutuksuz sanık Türkan Karakütük (34), müşteki Ergün Karakütük (39) ve taraf avukatları katıldı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı da davaya müdahil olarak katıldı.

 

“6 YILDIR BİRLİKTEYİZ”

 

Öz çocuğunu öldürmeye azmettirmek suçundan yargılanan ve sanık Ersin Kaşıkçı ile 6 yıldır birlikte olduğunu söyleyen anne Türkan Karakütük, “Benim çocuğumun ölümüyle ilgili allah şahidimdir ki hiçbir ilgim yok. Bir anne evladına nasıl kıyar, bu düşünce bile çok kötü. Bunu bana hiçbir güç yaptıramaz. Benim bu yaşadığım ilişkim de, gizli saklı bir ilişki değildi. Eşimin de bildiği bir ilişkiydi. Eşimden ve ailemden görmediğim ilgiden dolayı düştüğüm boşluk nedeniyle bu ilişkiyi yaşadım. İlişkimiz yaklaşık 6 senedir sürüyor. Hatta Ersin evimin yakınında bir ev tuttu. Haftada 3-4 kez bu eve gidip kendisiyle ilişkiye giriyordum. Ben bu eve Beratcan’ı hiç götürmedim. Sanık ile olan ilişkimi eşim be büyük oğlum biliyordu. Ersin ile servis minibüsünde de ilişkiye girdik. Ersin, elindeki açık saçık resimlerle beni tehdit ediyordu. Açık saçık resimlerini kendisi çekiyordu. Bu fotoğrafları kendim çekip göndermedim, kendisi çekti. Ben bunları çekmesine izin vermediğimde bana şiddet uyguluyordu” dedi. 

 

Oğlu Beratcan’ın okula yalnız başına gidip geldiğini söyleyen Türkan Karakütük, “okulun eve mesafesi 10 dakikadır. Öğlen saat 14.20 sıralarında okuldan çıkan oğlum Beratcan, en geç saat 14.45 civarında evde olur. Bu arada, diğer oğlum Berkay okumadığı için sürekli evde olurdu. Ben Beratcan’ın eve gelip gelmediğini, oğlum Berkay’ı aradığımda öğreniyordum. Olay günü saat 15.00 civarında Berkay’ı aradığımda, Beratcan’ın eve gelmediğini öğrendim, Ben de kardeşinin gelmemesi sebebiyle gidip okul civarında aramasını söyledim. Berkay okula gitti, okulda olmadığını söyledi. Çevrede bulunabileceği arkadaşlarının yerlerine baktırdım, Beratcan yoktu. Bu kez eşim Ergün’ü aradım. O da işteydi. Çocuğu aramasını söyledim. Üzerinde kimlik olmadığı için kaza geçirmiş olabileceğini, hastanelere bakması gerektiğini söyledim, önce oralara bakması nedeniyle polise haber vermedim. Eşim saat 17.30 gibi polisi aradı” dedi.

 

BERATCAN’I ÖLDÜRMESİ İÇİN AZMETTİRMEDİM”

 

Kendisinin de sanık Ersin Kaşıkçı’yı aradığını söyleyen Türkan Karakütük, “çünkü kendisi daha önceleri bana çocuğumu yolda gördüğünü söylediği için sanık Ersin’i de saat 17.00 civarında aradım. Görüp görmediğini sordum. Bana, ‘çocuklarla takılmıştır, gelir’ dedi. Konuşmasında herhangi bir gariplik yoktu. Sesinden de herhangi bir şey fark etmedim. Ben iddia olunduğu gibi oğlum Beratcan’ı öldürmesi için sanığı azmettirmiş değilim. Eğer oğluma zarar vereceğini bilsem, kendisiyle görüşme teklifini reddetmezdim. Zira kaybolmadan 1 gün önce, 10 dakikalığına görüşelim diye ısrarcı olmuştur. Bu ilişki, eşim ve çocuklarımla sorunlar yarattığı için ve eşimle çocuklarıma zaman ayırmak için kendisinden ayrılmak istedim. Ben suçsuzum. Ben bu yola canımı koydum. Çocuğumun katili değilim. Her şeyden önce benim canım, hayat kaynağım, yaşama sebebim benim çocuklarım. Çocuklarımı seviyordum, çocuğumu öldürmedim, beraatimi istiyorum” dedi.

 

"GEREKİRSE ÖLDÜR DEDİ"

 

Tutuksuz sanık Türkan Karakütük’ün her gün 10-15 kez kendisini aradığını ve Beratcan’ın bir kez evde birlikte olurken kendilerini gördüğünü söyleyen sanık Ersin Kaşıkçı, “söylediklerinin hiçbirine katılmıyorum. Beni günde 14-15 sefer arıyordu. Evi beraber tuttuk. Çocukla bir sefer geldiler eve. İki, üç sefer de minibüse geldiler. Çocuk beni annesinin arkadaşı olarak biliyordu. Eve geldiklerinde çocuk televizyon izliyordu. Biz yan odada ilişkiye girdiğimiz sırada bizi gördü ve dönüp salona gitti. Bizi servis minibüsünde de ilişkiye girerken iki kere gördü.  Çocuğunun yanında bile yanıma geliyordu, elimi tutuyordu, kucağıma oturuyordu. Çok rahat davranan bir insandı. Bu çocuğu getirmemesini söyledim. ‘Gider babasına söyler’ dedim. Evi tarif eder, ilişkimiz meydana çıkar dedim. Olaydan iki üç gün öncesinden Türkan bana, Beratcan’ın kendisini, gördüklerini babasına anlatmakla tehdit ettiğini, ‘bana şunu al, bunu al yoksa babama söyleyeceğim’ dediğini söyledi. ‘Bu çocuk başımıza iş açacak. Kocam duyarsa ikimiz de mahvoluruz. Çocuğu bir şekilde hallet. Gerekirse öldür’ dedi. Olay günü, okuldan 40 metre aşağıda bulunan caddedeki orada beklememi istedi. Normalde Beratcan okuldan çıktığında arkadaşları ile birlikte eve gidiyormuş. Ben o gün işim bittikten sonra 12.30 sıralarında geldim oraya. Beratcan 14.20 sıralarında okuldan tek başına çıktı ve eczanenin oraya geldi. Ben minibüste bekliyordum. Yanıma gelip, ‘merhaba, anneme bir şey gönderecekmişsin’ dedi. ‘biraz ileriye gidelim’ deyip çocuğu minibüse aldım ve Gülsuyu köprüsünün oraya götürdüm. Beratcan korkuyordu o arada. ‘Abi eve geç kalacağım’ deyince, ‘tamam götüreceğim’ dedim. O arada elini ve ayağını bantladım. Hiçbir şey demedi. Ağzını da bantladım. Koltukların üst tarafından arka taraftaki bagaja koydum, arabadan indirmeden. Bagaja götürdüğümde, ‘hiç sesini çıkarmayacaksın, götüreceğim yerde ağzını açacağım’ dedim, ‘tamam’ dedi. Çocuk arabadayken servis çektim. Tepeören’e geldiğimde yol kenarındaki derenin içine indirdim. Çocuk yarı baygın gibiydi. Ağzını açıp yarı baygın şekilde derenin içine bıraktım. Çocuk kendine gelip çırpındı. Kafasından suya bastırdım. Çok fazla sürmedi. Bir dakika oldu, olmadı. Şu an hatırlamıyorum ne kadar sürdüğünü. Suyun içine gömüldü, boğuldu. Menfezin içi geniş olduğu için kimse görmesin diye ileriye doğru ittim. Gece Tepeören’e servis götürdüm. Aynı yere tekrar gittim, çocuk orada duruyor mu diye. Duruyordu” dedi.  

 

Baba Ergün Karakütük ise her iki sanıktan da şikayetçi olduğunu söyledi.

 

Müşteki avukatlarının, Türkan Karakütük’ün tutuklanması talebini reddeden Mahkeme Heyeti, sanık Türkan Karakütük’ün, her haftanın Cumartesi günleri ikamet ettiği yerin karakoluna giderek imza atmasına ve yurt dışına çıkış yasağı uygulanmasına karar vererek duruşmayı erteledi.