Dün İnternet sitemizde Flaş olarak “TUZLA’DA AK PARTİ’YE PROTESTO”  başlıklı bir haber yayımladık.

Aralarında belediye başkan yardımcısı Ahmet Çabuk ve partililerin bulunduğu bir grup bir sokakta toplantı yapmak istiyor, 1975’ten beri orada oturan Kemal Öztürk isimli vatandaş AK Partililere sitem ederek uzun zamandır tapularını vermedikleri için “size burada toplantı yaptırmam” diyerek karşı çıkıyor.

Biraz itiş kakış ve tartışma oluyor, olayın gerginleşmesi üzerine, başkan yardımcısı Ahmet Çabuk  ve beraberindeki partililer, orada toplantı yapmaktan vazgeçerek, seçim irtibat bürosunun önüne giderek orada toplantıyı yapıyorlar.

Sıcağı sıcağına olay yerinden bir arkadaşım aradı, olayın müdahili  Kemal Öztürk’le görüştüm olayı detaylı bir şekilde anlattı. Bizde haberi yayıma koyduk.

Bu haberi bir çok internet sitesi bizden alarak kullandı. Ama ne oldu biliyormusunuz? Tuzla’da yayım yapan bir gazetenin internet sitesi bu gün başka bir seti üzerinden “Tuzla’a AK Partiye Protesto haberi yalan çıktı” diye haber yaptı.

 

Güya Kemal Öztürk kendisini aramış ve haberin yalan olduğunu kendisinin böyle bir şey söylemediğini söylemiş.!

Olayın vahim kısmını aktardıktan sonra arkadaşımın nasıl çakıldığını anlatacağım.!

Bir kere eğer bu haber yalan ise, bu haberi kimin tekzip etmesi gerekir?  Belediye Başkan yardımcısı Ahmet Çabuk ve AK Parti teşkilatı.. Bunlardan ses çıkmıyor, bir “meslektaş” ımız, bu haberin peşine düşüp  yalanlamaya çalışıyor. Bu mesleki açıdan çok vahim bir durum olduğu kadar, üzerinde çok da düşünülmesi gereken bir olaydır. Neden illede bir hata bulmanın peşinde koşulur anlamak mümkün değil.

Diyelim ki yalan haber. Sana ne? Diyelim ki iftira haber sana ne? Seni ilgilendiren ne var? Sana iftira mı var, senin adın mı geçiyor, seni inciten bir şey mi var yok?

O zaman sevgili “meslektaşım” yapma yazıktır günahtır.

Bana ve kamuoyuna bir özür borcun vardır.

 

Ne kadar acele ile yapılmış bir haber. Sevgili “meslektaşım” Ahmet Çabuk’u bir ara bakalım böyle bir olay olmuş mu olmamış mı? Behçet Kuruağaç’ı bir ara bakalım böyle bir olay olmuş mu olmamış mı?

 

Sen hangi Kemal’le görüştün “İngiliz Kemal”le mi? Mimar Sinanlı Kemal’le mi? Yoksa sallama bir Kemal’le mi?

 

E be güzel kardeşim açıp bana bir sorsan ya.

Seni bir Kemal Öztürk aramış ama  o Kemal Öztürk değil. Araştır göreceksin.

İşte bazen böyle talihsizlikler oluyor. Bunu senin eksikliğine veriyorum.

Hiç bir zaman meslektaşının haberini yalanlama yoluna, itibarsızlaştırma yoluna gitme. Varsa öyle bir şey ara durumu anlat yine yazacağını yaz.

Ama böyle Hangi Kemal’le görüştüğünü bilmeden bir haberi yalanlayıp arkadaşını itibarsızlaştırma yoluna gitmek, vicdani davranışın ötesinde  meslek etiği açısından da doğru değildir. İngiliz Kemal