CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, İzmir’den “ön seçim” aday adayı olması, bana göre üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir olaydır.!

 

Düşünün “ön seçim” kararı alınmış, müracaatlar alınmış, her İl’de ve bölgelerde kontenjan sayıları belirlenmiş, aday adayları “ön seçim” çalışmasına başlamış, sıra numaraları belli olmuş, aday adayları afişler, broşürler bastırıp dağıtmışlar.

 

Sonra ne olmuş.! Partinin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,  İzmir’den “ör seçim” aday adayı olma kararı almış..

 

Sözde, Kılıçdaroğlu şunu demeye getiriyor “ben demokrasiden yanayım, Genel Başkan da olsam “ön seçim”e giriyorum mesajı veriyor.

 

Bu davranışıyla da partiye örnek olduğunu sanıyor.

 

Bence bu, son derece düşündürücü ve üzerinde durulması  gereken bir olaydır.

 

 

Evet Genel Başkan istediği yerden aday olabilir ancak, münasip olan yer vardır olmayan yer vardır. Onun için insan sormadan edemiyor!  “Dersim”li Kemal” neden kendi memleketinden aday olmadı da  “İzmir” den oldu?  

 

 

Peki, neden bu partinin MYK ve PM üyelerinden bir kısmı   “ön seçim” e girmeyi ret ederek kontenjandan girdi de, Genel Başkan böyle bir karar aldı?

 

Bunun anlamı nedir? Acaba Kılıçdaroğlu’nun Genel Merkez’de aşamadığı bir duvar mı var?

 

Genel Başkan’ın “ön seçim”e girdiği bir parti de, parti üst yönetiminden bazılarının “ön seçim”e girmemesini nasıl yorumlamak gerekiyor?

 

 

Madem Kılıçdaroğlu “ön seçim”e girecekti, neden zamanında bu kararı almadı da, aday adaylarının sıra numaraları belli olduktan sonra böyle bir karar aldı?

 

Bu durumda, İzmir’den aday adayı olan  insanlara haksızlık edilmiş olmuyor mu?

 

Hadi böyle bir karar aldı, o zaman sormazlar mı, neden memleketi “Dersim”den seçime girmedi? Neden Ankara’dan girmedi?  Neden İstanbul’dan girmedi?

 

Neden İzmir?

Bu sorgulanması gereken bir durum değimi?

 

Bir de başka  bir pencereden bakalım. Peki, ya Kılıçdaroğlu “ön seçim”den istediği ve beklediği oyu alamazsa, Milletvekili seçilecek sıralamaya girse bile Genel Başkan’ın alması gereken oyu alamazsa, o zaman ne olacak? Olacakları ben düşünmek dahi istemiyorum.

 

xx                                     xx                                 xx                                        xx

 

Gelelim diğer konuya. CHP’nin sözde demokrasi adına aldığı “ön seçim” kararının nasıl bir demokrasi ayıbına dönüştüğünü gösteren bir iddiayı aktarmak istiyorum.

 

İddialar, vahim.

 

Bir ilçe de, aday adayının ekibinden biri, her mahalleden bir partili olmak üzere bazı partililerle, bir benzin istasyonunun yazıhanesinde toplantı yapıyor.

 

Sohbet ve konuşmaların ardından toplantıya katılanlara, bazı aday adaylarının isimleri verilerek, bu adayların seçim günü çizilmesini, kendi  destekledikleri adaya oy vermeleri isteniyor ve bu yönde çalışma yapmaları söyleniyor.

 

Olayı duyan aday adaylarından bazıları, durumu İlçe Başkanına aktararak tepki gösteriyor ve müdahale edilmesini ve gereğinin yapılmasını istiyor.

 

Bunun üzerine İlçe Başkanı, desteklenen aday adayını  İlçe Başkanlığı’na çağırıyor ve gerekli ikazlar yapılıyor. Ancak, İlçe Başkanı’nın bu konuda nasıl bir tutum sergileyeceği, disiplin mekanizmasını işletip işletmeyeceği ise bilinmiyor.

 

İlçe de yaşanan bu olayla ilgili siyasi gerginlik ise sürüyor.

 

Al sana ön seçim.!

Parası olan bol yemekli toplantılar yapıyor, üyelerin oyunu almak için her türlü manevrayı organizasyonu yapıyor, parası olmayan dürüst partili aday adayları da, onlarla  seçim yarışına giriyor.!

Peki bu adil, dürüst, demokratik bir seçim olur mu? Bu seçimden gerçek temsiliyet çıkar mı?

 

Bu iddialar da gösteriyor ki çıkmaz..

 

Peki iddiaların yaşandığı ilçe hangisi? Kim bu aday adayı? Desteklenen aday adayı adına toplantıyı kim organize etti? Toplantı nerede yapıldı? Toplantıda çizilmesi istenen aday adayları kimler? Bundan sonra ne olacak?

Yakında hep birlikte öğreneceğiz..