CHP Milletvekili Atilla Kart, Mehmet Baransu’nun gündeme getirdiği önemli bir konuyla ilgili, Başbakan Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle  TBMM Başkanlığı’na yazı soru önergesi verdi.

 

 

 

TBMM Başkanlığına

 

                   Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sn. R.Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını Anayasa’nın 98 ve İçtüzüğün 96. maddeleri gereğince saygıyla talep ederim.

 

 

                                                                                                          Atilla Kart

                                                                                                          CHP Konya Milletvekili

 

           

                        Taraf Gazetesi Yazarı Mehmet Baransu’nun köşe yazısında, “…AK Partili bir ismin 2004 yılında İsviçre’ye neden gittiğini, gelirken yanında bulunan valizde kaç milyon dolar olduğunu, bu paranın Türkiye’ye neden getirildiğini de doğrusu merak ediyorum…”  diyerek, son derece ciddi bir iddiayı dile getirmiştir.

 

                        Adı geçen esas olarak ve bir anlamda ihbarda bulunmuştur.

 

                        Adı geçen yazarın iddia ve bilgilerinin sıhhatini bu aşamada bilemeyiz. Ancak böyle bir iddia köşe yazısında emin ifadelerle dile getiriliyor ise, en azından tahkiki gereken bir iddia olarak ciddiye alınmalıdır. Anılan Yazar’ın iddiasının devamını “fikri takip” anlayışı içinde dile getirmesini , Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı olarak dilediğimizi yeri gelmişken ifade ediyoruz.

 

                        Böyle bir iddia konusunda en başta Cumhuriyet Savcılarının, bu arada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının re’sen harekete geçip, olayı tahkik etmesi ve sonucuna göre de işlem yapması gerekirken; bugüne kadar bu yönde hiçbir çalışma yapılmadığı görülmekte ve anlaşılmaktadır. Bu yöndeki bir iddianın sübutu halinde ;  birçok suç ilişkisinin varlığı ortaya çıkacaktır. Sübut halinde, birbiriyle bağlantılı kişisel ve siyasi çıkar örgütlenmesi bulguları söz konusu olacaktır.

 

                        Bu bilgi ve değerlendirmeler ışığında;

 

                       (1)Böylesine somut ve ciddi bir iddia karşısında , Cumhuriyet Savcıları ya da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı neden harekete geçmemektedir?

 

                        Adalet Bakanlığının Kurumsal baskısı sebebiyle mi , Cumhuriyet Savcılıkları harekete geçememektedir?

 

                        (2) İmzasız elektronik postalarla gelen soyut ihbarları bile ciddiye alan , kapsamlı soruşturmalar yapan Cumhuriyet Savcılıkları, böylesine somut ve ciddi bir ihbarı neden göz önüne almamaktadır?

 

                        (3) Böyle bir tablo , Cumhuriyet Savcılığı Makamlarının, merkezi bir planlamayla yönlendirildikleri anlamına gelmez mi? Bu yönde bir sonuç ve kanaat doğmaz mı?