Bir kez daha sandığa gidiyoruz. Seçime giren siyasi partiler, vaatlerini ve Türkiye’nin temel sorunlarını nasıl çözeceklerini halka anlatıyorlar.

Şu anda Türkiye’nin en önemli ve yakıcı sorunu “Kürt Sorunu” olduğu biliniyor.

Bundan dolayı binlerce insanımız hayatını kaybetti.

Siyasi partiler, kendi dünya görüşleri çerçevesinde sorunun çözümüne ilişkin görüşlerini her pladformda açıklıyorlar.

Sonrası tartışılabilir ancak, sorunun çözümüne ilişkin en cesur adımlardan biri AKP hükümetince atıldığı tüm kamuoyu tarafından bilinmektedir. Devletin Abdullah Öcalan’la görüşmesi, HDP heyetlerinin Öcalanla ve Kandil’le görüşmesi o dönemde olmuştur.

Daha sonra bu süreç neden tıkanmıştır? Erdoğan’ın “Kürt Sorunu” vardır bunu biz çözeceğiz” den “Kürt Sorunu yoktur” a nasıl gelindiğini ise tarih yazacaktır.!

Bu ayrı bir tartışma konusu.

Sorunun çözümünde, en çok gayret gösteren, en çok bedel ödeyen parti ise HDP’dir.

Bu konuda en pasif, en ürkek, en,,en, en, sorunun çözümüne yönelik tek bir proje üretmeyen parti ise, ana muhalefet partisi CHP’dir.

CHP, Hamasi sözlerle bu güne kadar geldi. Kılıçdaroğlu hep kalıplaşmış şu sözleri söylüyor. Biz özgürlük istiyoruz, barış istiyoruz, demokrasi istiyoruz”

Önceki gün Bürüksel’de bir araya geldiği gurbetçilere hitap eden Kılıçdaroğlu şunları söylüyor “Türkiye'de bir parti var. Adı CHP. Onun Genel Başkanı olarak size söylüyorum, sizin kimliğiniz ne olursa olsun benim başımın üzerinde yeriniz var. Sizin inancınız ne olursa olsun benim başımın üzerinde yeriniz var. Yaşam tarzınız ne olursa olsun benim başımın üzerinde yeriniz var. Benim derdim sizin kimliğiniz değil. Siyasetçinin görevi vatandaş geldiği zaman derdi varsa, o derdi çözmektir.

Toplumda ayrışmayı değil birleşmeyi sağlamaktır siyasetin görevi. Ama biz ayrıştık, bölündük, birbirimize selam veremez noktaya geldik.

Sokağa çıktığımızda birbirimize selam vermiyorsak batsın o siyaset. Düşüncelerimiz farklı olsa bile birbirimize hoşgörü ile yaklaşmalıyız”

Siyasetçinin işinin sorun çözmek olduğunu vurgulan Kılıçdaroğlu "O sorunu çözemiyorsan neden siyasetçi olarak halkın önüne çıkıyorsun" diyor.

Ne güzel söylüyor değil mi "O sorunu çözemiyorsan neden siyasetçi olarak halkın önüne çıkıyorsun"

Peki sormazlar mı insana, orta yerde bir sorun var,  ama bu sorunun çözümüne yönelik tek bir projen yok.

Kılıçdaroğlu şunu söylüyor “Biz çözeriz” Siyasette artık hiç bir geçerliliği olmayan söz içi boş bir sözcük  “biz çözeriz”

Madem siz çözecekseniz, çıkın nasıl çözeceğinizi bu halka anlatın insanlarda size oy versin.!

Sizin çözümünüz ne?

Laf ola beri gele sözlerle olmuyor.!

Türkiye’nin en yakıcı meselesinde çözüm önerisi olmayan bir partinin  “iktidar olmaya talep açması” inandırıcı olabilir mi?

Daha önce yazdım, bir kez daha hatırlatayım. Türkiye’nin yarısında olmayan, kalan yarısının da yarısında olmayan bir parti iktidar olabilir mi. Matematik olarak böyle bir şey olabilir mi?

Onun için CHP’nin bu hamasi sözleri bırakıp Türkiye’nin gerçeklerine uygun söylem ve projeler geliştirmesi lazım.

Gerisi günü kurtarmaya, statükonun ömrünü uzatmaya yönelik sözlerdir.

Bu sözlerinde siyasette kabul görmediği, önceki seçimde görüldü.

Bu seçimlerde de, durumun değişeceğini sanmıyorum.