1978 yılında yaşanan Kahramanmaraş olaylarının 34. Yıl nedeniyle CHP Maltepe İlçe Başkanlığı tarafından bir panel düzenlendi. Düzenlenen panele Maraş olaylarını birebir yaşayan ve olaylar sonrasında ise sanık sıfatıyla yargılanan ve bu yargılanma sonrasında idam cezası yargıtay tarafından bozulan Hamit Kapan konuşmacı olarak katıldı.


O yıllarda yaşadığı olayları salondakiler ile paylaşan Kapan Maraş'ta gösterime giren bir film sırasında patlatılan bir ses bombası sonrasında Maraş olaylarının fitilinin ateşlendiğini ifade etti.

Hamit Kapan'ın konuşmasının öncesinde partilileri seslenen CHP Maltepe İlçe Başkanı Süleyman Kıpırtı “ O yıllarda neler yaşandığını hepimiz biliyoruz. Ancak yaşları nedeniyle o denemi bilmeyen genç arkadaşların neler yaşandığını bilmeye hakları var. Burada Hamit Kapan 1978 yılında yaşadığı olayları kendi diliyle anlatacak" dedi. 

Kıpırtı'nın konuşmasının ardından MAraş olayları ile ilgili yaşadıklarını anlatan Hamit Kapan "Öncelikle bu programı düzenleyen CHP Maltepe İlçe Başkanı sayın Kıpırtı ve CHP Gençlik Kollarına teşekkür ediyorum. Ülkemiz tarihinde Aralık ayı katliamlar ayı olarak bilinir. Geçtiğimiz günlerde 19 aralık’ta hayata dönüş operasyonu adı altında 30’a yakın cezaevinde yapılan baskınlarla devrimci yurtsever insanların canına kıymışlardır. 30’a yakın devrimci yakılıp, kurşunlanıp hayatını kaybetmiştir. Aralık ayı katliamlarından birisi budur. Hesabı sorulmamış, sorumluları bulunmamıştır. Sadece birkaç er ile mahkeme sürdürülmüş uyduruk birşey ile geçiştirilmiştir" dedi. 


EN VAHŞİSİ; "EN KANLISI VE EN UZUNU MARAŞ KATLİAMIDIR"



Bu zamana kadar özellikle Aralık ayında bir çok katiam olduğunu ifade eden Hamit Kapan bunların içerisinde en vahşisi, en uzunu, en kanlısı Maraş katliamıdır diyerek sözlerine şöyle devam etti "Ben ailemle Maraş’ta yaşıyordum. Orada doğdum, büyüdüm, okudum. 

Bu olayların başlamasında bir süre önce Amerikalı bir yetkilinin dolaştığını hepimiz biliyoruz. Arkasında aynı ay içerisinde sadece bir otele 26 tane milli piyangocunun giriş yapması en azında bazı güçlerin bu kılıkta girdiklerini biliyoruz. Bu Milli Piyangocu olarak bilinen kişilerin daha sona araştırma yapılması sonrasında Milli Piyango idaresinde isimlerinin olmadığını öğrendik. Bu durumda gösteriyor ki bu kişilerin çeşitli illerden getirilen saldırganlar olduğu anlaşılıyor. 

Aynı ayın başlarında yani Aralık ayında bizlerin yaşadığı mahallede ki bazı evlerin çarpı işaretleri ile işaretlendiklerini biliyoruz. Bu işaretlerin ne anlama geldiğini belediyeye sorduğumuzda ise sadece kapı numaralarının değiştirilmesi için yapıldığı söylenmişti.  Bu tip çalışmalar ile aslında katilama adım adım yaklaşıyormuşuz. 

Tam bu dönemde Kahramanmaraş'ta bulunan bir sinemaya "GÜNEŞ NE ZAMAN DOĞACAK" isimli bir film gösterime girdi. Bu film bazı illerde ilgi çekmemiş bir film. Bu film ilimizde gösterime girdiğinden sonrada sabah 11: 00 'den gece 24:00'a kadar sürekli tek film olarak gösteriliyor. Bu filmi izletmek için ise çevre illerden ve ilçelerden insanlar otobüsler ile sinemaya taşınıyor ve film izlettiriliyordu. 
Nitekim katliamın kıvılcımları sinemada eteşlenmiştir.  Filmin gösterimi sırasında ara verildiği sırada bir ses bombasının sinemanın içinde patlatılmasıyla fitil eteşlenmiştir. Sinemadan çıkan insanlar bu olay üzerine postaneye, CHP binasına ve alevi kökenli insanların dükkanlarına saldırmışlardır. Bu olay sonrasında Maraş katliamının kıvılcımları atılmıştır" dedi.

Sinemada yaşanan olayın ardından bir gün sonra da Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu adlarında iki öğretmeni vurulduğunu ifade eden Kapan "Sinema olayının ardından birçok arkadaşımız mermilerin hedefi olmuş ve yaşamını yitirmiştir. 2 öğretmenin öldürülmesinin ardından bu arkadaşlarımızın cenazelerini hastaneden aldıktan sonra omurzlarda taşırken cadde üzerinde  binlerce insanın  silahlar, sopalar ve ellerdinde gaz bidonları ile beklediklerini gördük. Topluluğu doğru biraz daha yaklaştığımızda ise sokak aralarında evlerin camlarından yani her taraftan taşlar, sopalar ve mermiler yağmaya başladı. ve oradan çekilmek zorunda kaldık. Tabi olaylar bununla kalmadı büyüdükçe büyüdü ve onlarca insan öldürüldü ve işkence gördü" dedi.  


 

Bütün bu olayların yaklaşık olarak 6 gün sürdüğünü ifade eden kapan " Kayseri Hava İndirme Tugayı bulunduğumuz yere bir olay sonrasında 1 saat gibi bir zamanda gelecek kadar uzaklıkta ancak müdahale olayın başlamasında 6 sonra yapıldı. Kayseri Hava İndirme Tugayı gelişiyle 26 Aralık'ta sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve büyük bir göç yaşandı" dedi. 

"200 GÜN İŞKENCE GÖRDÜM"
Maraş olaylarının ardından İstanbul'a yerleştığini ancak bir duyum üzerine Maraş'a geri döndüğünü ifade eden Kapan "Katliamın yıldönümünde Yörükselim mahallesini dümdüz edeceklerine dair tehditler çoğalmaya başlamıştı ve Maraş'a dönmeye karar verdim ve üzerimde şahsi silahımla yakalandım ve 200 gün durmaksızın işkence gördüm. Bu işkenceler aralıksız 24 saatlik seanslar halindeydi. 

Bunlardan bir tanesi Çin işkencesiydi. 10x10 uzunluğunda iki tane kalasa bağlıyorlardı, hani şimdiki Maximum kart reklamlarında olduğu gibi. Üzerimde mübalağasız 40-50 tane kemer vardı, her tarafımdan bağlıydım, kafamı da usturayla tıraş etmişlerdi. Aşağı yukarı 2-3 metre yükseklikteki bir serum şişesinden kafamın tam ortasına su damlatıyorlardı. 

Dokuz gün fosseptik çukurunda tutuldum, ellerim arkadan bağlı, diz çökmüş ve boğazına kadar pisliğin içinde bir vaziyette. Ayak tırnaklarımın hepsi çekilmişti.


Bütün olaylardan sorumlu tutuldum, davalar benim üzerime şekillendi, Hamit Kapan ve arkadaşları diye nitelendirildik. Üç kişi Maraş olaylarından idam cezası almıştık. Yargıtay'da buna itiraz ettik ve bizi destekleyen tanıkların ifade vermelerini sağladık. Sonunda Maraş olaylarından beraat ettim, örgüt üyeliğinden 12.5 sene ceza aldım ve devletten dört yıl alacaklı olarak tahliye edildim"dedi.

İşkenceci Polis Sedat Caner'in Anlatımlarıyla...

Elinde bulunan evraklardan bir paragraf okuyan Kapan Bir polisin işkenceyi anlatmasını salondakiler ile paylaştı "Dev Savaş davası sanığı Hamit Kapan ise işkencenin yalnızca en ağırına değil aynı zamanda en uzununa uğramıştı. Hamit Kapan 210 gün gözaltında kalmıştı. Ve Caner'e göre 200 gün boyunca işkence görmüştü: ''Hamit Kapan'ın sorgulaması sırasında biz başarılı olamamıştık. 

Ankara'dan ayrı bir sorgulama timi geldi, üç memur gelmişti. Biri emniyet amiriydi. Hamit Kapan'a öyle bir şey yapılmıştı ki, 8 saat bir tim giriyordu, onlar çıkıyordu, diğer tim giriyordu, 8 saat onlar çalışıyorlardı. 

Diğer 16 saat içerisinde onun şeyini bitiren diğer timler istirahat ediyorlardı. Uyku uyumaksızın, şey yapmaksızın Hamit Kapan'ın sorgulaması devam etti. Bu böyle hemen hemen 6 aya yakın sürdü. 

Bu zaman zarfında Hamit Kapan'a uyku filan yoktu. Gözleri kan çanağı gibi olmuştu, artık gözleri yara bağlamıştı. Haliyle gözleri sürekli açık kalmaktan gözyaşı kuruma yapıyordu. Gözleri böyle kan çanağı gibi yara oluştu ve öyle bir hale gelmişti ki, kimse Hamit Kapan'ın yüzüne bakamıyordu. Herkes camdan dışarıya bakıyordu'' dedi.
Haberde imza