Kartal’ın gündemi bir hayli yoğun, yazacak konu var ancak, ben bu yazımda çok önemli gördüğüm bir konuyu işleyeceğim.

 

Bilindiği gibi, Kartal Belediye Başkan Altınok Öz, belediye adına yerel basına verdiği ilanları kesti. Bir süre sonra da, “uygulamalarını eleştiren” gazetelerin dışındaki gazetelere yeniden vermeye başladı.

 

Yetmiyormuş gibi, bu belediyeden birileri, bize ilan veren insanları ve esnafa giderek “ bu gazete bizim aleyhimizde yazıyor gazetede senin ilanların var bu nasıl oluyor” diye baskı anlamına gelecek davranışlarda bulunuyorlar.

 

İlan reklam vermek isteyen bazı esnaflar, arkadaşlarımıza açıkça “ilan vereceğim ama, ilanımı gazetende görürlerse sıkıntı yaşarım” diyor.

 

Bizleri güçsüz bırakmak, gazetelerimizi çıkarmayacak duruma düşürmek için her şey yapılıyor.

 

Bu arada, ilanlar Kartal’da birkaç gazetenin dışında, Maltepe’den bazı gazetelerin yanı sıra, Sözcü Gazetesi, Aydınlık Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi, Yurt Gazetesi’ne verilmeye başlandı. Hadi Maltepe’yi anlarımda, yerel bir Belediye Başkanı’nın kendi seçim bölgesinde yayım yapan gazetelere ilan vermeyerek “bazı” ulusal gazetelere ilan vermesini nasıl değerlendirmek lazım. Bu gazetelerde bayram ilanının yayımlanması, Kartal Belediye Başkanına nasıl bir katkı sağlamaktadır. Yoksa belediye başkanı bu gazetelere destek amacıyla mı ilanları vermektedir.? Bu da tartışılması ve araştırılması gereken bir konudur.

 

Eleştirel haberler yapan  gazetelerle ilgili bir süre önce Belediye Başkanı bakın neler söylemiş.

Belediye Başkanı, bazı toplantılarda ve ortamlarda ilanı neden kestiğini “paramızla rezil mi olacağız” “ kendi paramla kendime düşman kazandım” sözleriyle açıklıyor.

Yani “ size para veriyorum beni eleştirmeyeceksiniz” demeye getiriyor.

 

Bir toplantıda gazeteci soruyor  “Basınla aranız ne durumda?”

 “Verdiği cevaba bakın “ Basınla aramızın düzelmesi basın müdürü kanalıyla olmaz. Basın; yaptığı yanlışları, ‘evet biz yanlış yaptık’ dediği takdirde onlarla aram düzelir. Yanlış yaptıklarını çıkıp açıkça yazılı ve sözlü ilan edecekler. Aksi takdirde basınla bir araya gelmem imkânsız. Gerekirse siyaseti bırakırım, ama kimliğimi ve kişiliğimi bırakamam.

Basın kazanır, bir yerlerden gelirini sağlar, buna saygı duyarım. Ama benimle bir şey yapacaklarsa dillendirdikleri, ama hiçbir zaman uygulamadıkları etik basın kurallarına uyacaklarsa o kuralın birinci vazifesi olan, “evet biz kendi yanlışımızla bu noktaya geldik. Bundan sonra bu yanlışları yapmayacağız. Belediye ve belediye başkanı ile sorun yaşamayacağız” diye itiraf edecek ve yazıya dökecekler. Ben ondan sonra basınla bir araya gelirim. Yoksa ne yazdıkları beni ilgilendirmiyor. Beni sadece halkımın yazdıkları ilgilendiriyordiyor..

 

Yani şunu söylüyor, ilan’ı veririm ama hiçbir şey yazmayacaksınız, tamam diyorsanız bunu yazılı ve sözlü açıklayın, kabul etmiyorsanız ilan da yok diyalog da..

 

Neresinden baksanız tam bir skandal. Haddini oldukça aşan belediye  başkanı açıkça basının teslim olmasını ve şunu söylemesini mi istiyor “evet biz yanlış yaptık bundan sonra bu yanlışları yapmayacağımıza, ne kadar usulsüzlük ve yolsuzluk iddiası varsa bunları görmeyeceğimize duymayacağımıza ve yazmayacağımıza  söz veriyoruz.”

 

 

Peki, bu durumda ilan alan gazetelerin tarafsızlığından nasıl söz edilebilir.! Belediye Başkanı hakkında yazılan bir yazıya belediye başkanının gık’ı çıkmadığı halde onun yerine cevap vermek neyin ifadesi olabilir.!

 

Muhalif gazeteler olarak bizim ilanlarımızın kesilmesi, bir demokrasi ayıbı olmanın ötesinde basın özgürlüğüne de vurulmuş bir darbe değimlidir.?

 

Bunca yıldır bölgede gazetecilik yaparım, böylesi bir demokrasi ayıbıyla ilk kez bir CHP’li Belediye’de karşılaşıyorum.

 

Daha öncede yazdım ama, okumayanlar için bir kez daha hatırlatmakta yarar görüyorum. Bundan önceki belediye başkanı Arif Dağlar döneminde, en sert muhalefeti benim gazetem yaptı. Manşetlerim ortadadır. Sayın Arif Dağlar’a her kes sorabilir. Ama bir güne bir gün ne gıyabımda kötü bir sözünü duydum, ne de ilanımı kesti. Her gördüğü yerde de birbirimize karşı saygıda kusur etmedik.

 

Mesele bizim ilan alıp almamamız meselesi değildir. Mesele demokrasi meselesidir. Mesele Basın özgürlüğü meselesidir. Olaya böyle bakmak lazım. Bugün bu iktidar bize yapar, yarın bir başkası başkasına yapar, hiç birinde de sessiz kalmamalıyız.

 

Buradan başta Sayın Kılıçdaroğlu olmak üzere, Genel Merkez yöneticilerine, İl yöneticilerine ve en  önemlisi Kartal Belediye meclisine sesleniyorum. Bu demokrasi ayıbını temizleyin. Kartal Belediyesi, kimsenin özel çiftliği veya şirketi değildir.

 

Hiçbir belediye başkanı isteğime ilan veririm, istediğime vermem diyemez. Bana göre, bu yapılan açıkça suçtur. Basın özgürlüğüne ve Anayasanın eşitlik ilkesine de aykırıdır.

Meclisi bu demokrasi ayıbını temizlemeye, basın özgürlüğüne vurulan bu darbeye el koymaya ve gereğini yapmaya çağırıyorum.!