BTP’sine yakınlığı ile bilinen Yeni Mesaj Gazetesi’nde CHP’ye yönelik ittifak tepkileri sürerken, yazarlardan Muharrem Bayraktar “Kılıçdaroğlu kumpası” başlıklı çok konuşulacak bir yazı kaleme aldı.

İŞTE O YAZI

24 Haziran seçimlerine az bir zaman kala bugüne kadar alışık olmadığımız bir seçim sistemi ile karşı karşıyayız. Partiler ittifak kuruyor, aralarında ideolojik bir yakınlık olmayan partiler aynı ittifakta yer alıyor, Cumhurbaşkanı pratik olarak idarenin başına geçiyor, parlamento adım adım işlevsiz hale geliyor ve Türk siyaseti tarihte görülmemiş bir şekilde 'kilitlenmeye' doğru adım adım gidiyor.
Ve yeni seçim sisteminin ilk mağduru ve ilk kumpas kurulan partisi de ortaya çıkıyor: Bağımsız Türkiye Partisi.
Son 3 hafta boyunca yaşadığımız gelişmeler ışığında görüyoruz ki, Kılıçdaroğlu tarafından BTP’ye resmen tuzak kurulmuş.
Evet, bunun adını tam olarak ve tekraren söyleyelim; Bu bir Kılıçdaroğlu tuzağı idi.
Olayın kısa özeti şu:
BTP kadroları seçimlere tam kadro ve büyük bir dinamizm ile girme hazırlığı içindeyken CHP tarafından Mehmet Bekaroğlu kanalıyla BTP’ye bir teklif iletildi. Bu teklifte BTP’nin de Millet İttifakı’nda yer alması ve Prof. Dr. Haydar Baş’ın da CHP listelerinden Meclise girmesi gündeme getirildi.
Görüşmelerde sürekli olarak ‘1’ oyun bile ne kadar önemli olduğu dile getiriliyor ve son seçimde 100 bin oy almış ama baraj sorunu olamaması halinde milyonların oyunu alacak kapasiteye sahip bir parti olan BTP’nin öneminin altı çiziliyordu.
Ön görüşmelerden sonra Prof. Dr. Baş’ın hangi ilden ve hangi sıradan aday olacağına kadar bütün ayrıntılar konuşuldu ve gelişmeleri takip eden kamuoyu Atatürk sevdalısı Haydar Hoca’nın parlamentoya gireceği haberinin açıklanmasına odaklandı.
Ama bir anda her şey tersine döndü.
Kemal Kılıçdaroğlu önce ‘millet ittifakına’ dahil etmek için teklif götürdüğü BTP’nin ittifaka dahil olamayacağını, daha sonra da Prof. Baş’ın aday olarak listelere konulmayacağını yakın çevresine bildirdi.
yani ortada resmen bir operasyon vardı.
resmen bir kumpas vardı.
resmen bir tuzak vardı.
Sizden hiç bir talebi ve beklentisi olmayan bir partiye teklifte buluyorsunuz, talebinize sıcak bakılıyor, görüşmelerde bir sonuca ulaşılıyor ama son anda “Bu iş olmaz!” diyorsunuz.
İttifak görüşmelerinde bizzat bulunan eski bakanlarımızdan Hasan Ekinci de bu duruma şöyle isyan ediyor: “İttifak teklifi CHP’den geldi. Sonra ne oldu da, her şey düzgün gittiği halde çıkıyorsunuz listelerde yer bulamadık, diyorsunuz. Bunu Kılıçdaroğlu izah etmeli. 45 yıllık siyasi hayatımda ilk defa böyle bir nezaketsizlik gördüm. O nezaketsizliği de Kılıçdaroğlu'ndan gördüm.”
Kılıçdaroğlu’nun izah etmesi gereken tek şey ‘nezaketsizlik’ değil, “bu tuzağı kim ve kimler tarafından kurduğu ve bu ihanetin hangi merkezler tarafından” planlandığı.
BTP bir fikir partisi, Haydar Hoca bir fikir adamı. Haydar Hoca iliklerine kadar Atatürk işlemiş bir Cumhuriyet sevdalısı. Bütün bu olayları sadece Haydar Baş’a değil Atatürk’e yapılmış bir ihanet olarak görmek lazım.
Ve mesele bu kumpasın merkezinde kimin ya da kimlerin olduğudur. 
Hangi uluslararası güçler, hangi Atatürk düşmanları, hangi millet düşmanları BTP gibi partiyi 25 gün boyunca profesyonelce oyalayıp sonra da “Biz yokuz” dedirtti?
Kılıçdaroğlu bu süreçte hangi güçlerle işbirliği yaptı?
Bu olaylara CHP’nin duyarlı ve vatansever seçmeninin önemli bir bölümünün de büyük bir tepki içinde olduğunu ve bu davranışı ile Kılıçdaroğlu’nun asıl darbeyi CHP’ye vurduğunu söylediklerini biliyoruz.
Ama bu tezgâhı kuranlar bilmiyorlar ki, “yel kayadan bir şey koparamaz.”