Oy pusulasının filigranlı olması, sahte oyu engelleyebilecek bir şey ise, ne diye bir de gereksiz yere, pusulanın arkasına sandık kurulunun mührünün basılması şartı getirilmiştir? Bu bir abesle iştigal midir?

 

16 Nisan Referandumu’nda mühürsüz oy pusulalarının Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından geçerli sayılmasının ardından başlayan tartışma devam ediyor. Hukukçular açısından verilen kararın aslında tartışmaya açık değil; çünkü karar hukuka uygun değil.

Seçimlerde uyulması gereken hususları "Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun” düzenliyor. Kanundaki ifade net ve emredici. Hukuki yorum yapan uzmanların YSK kararına yorumları net.

"Açıklık durumunda yorum yapılmaz"

Prof. Kemal Gözler de anayasa.gen.tr* adresinde yayınlanan makalesinde net bir yanıt veriyor:

 

Mühürsüz pusulayla kullanılan oyun geçerliliği sorununa hangi hukuk kuralı uygulanacaktır, sorusunun kanımızca basit bir cevabı vardır. Sorunun çözümünde kullanılacak tek bir kural vardır ve bu kural da 26 Nisan 1961 tarih ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 8 Nisan 2010 tarih ve 5980 sayılı Kanunla değiştirilmiş 101’inci maddesinde bulunmaktadır. Bu maddede aynen şöyle denmektedir:

 

“Madde 101 – …

 

  1. Arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan,

 

… oy pusulaları geçerli değildir”.

 

Bizim için mesele bundan ibarettir. Hukuken daha fazla bir şeyi tartışmaya gerek yoktur. Arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan bir oy pusulasıyla kullanılmış bir oy geçersizdir; çünkü 298 sayılı Kanunun 101’nci maddesi bu oylar geçersizdir demektedir.

 

Açıklık durumunda yorum yapılmaz. ln claris non fit interpretatio. Mecellenin dediği gibi “tasrih mukabelesinde delalete itibar yoktur” (m.13) ve “mevrid-i nassda içtihada mesağ yoktur” (m.14). Hepsi bu!”

Kemal Gözler, makalesinde YSK’nın gerekçeli kararını da inceliyor. YSK, gerekçeli kararında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3. Maddesini ve Anayasa’nın 67. Maddesini dayanak olarak gösteriyordu.

 

AİHS’in 3. Maddesi de, Anayasa’nın 67. Maddesi seçme ve seçilme hakkını düzenliyor:

 

Madde 3.- Yüksek Sözleşmeci Taraflar, yasama organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak şartlar içinde, makul aralıklarla, gizli oyla serbest seçimler yapmayı taahhüt ederler”.

 

“Madde 67.– Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.

 

Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. …

 

Bu hakların kullanılması kanunla düzenlenir (…)”

"Hukuki dayanak yok"

Kemal Gözler bu iki madde mühürsüz oy pusulalarıyla kullanılan oyların geçerliliği sorununa yanııt vermediğini belirtiyor:

Mühürsüz oy pusulalarıyla kullanılan oyların geçerliliği sorununa da ele alıp hukuki dayanaktan yoksun olduğunu da açıklıyor. Ve şöyle diyor:

 

“Dolayısıyla YSK’nın 16 Nisan 2017 tarih ve 560 sayılı Kararının geçerli bir hukukî dayanağı yoktur. Diğer bir ifadeyle söz konusu kararın hukukî bir gerekçesi bulunmamaktadır. Vakıa şudur ki, söz konusu olayda, YSK uygulamak zorunda olduğu 298 sayılı Kanunun 101’inci maddesini uygulamamıştır.”

"Filigran

Makalede “yerindelik gerekçesi” ve “YSK’nın kanuna aykırı eski kararları emsal teşkil eder mi” sorularına yanıt veriyor.

Gözler’in dikkat çektiği diğer konu ise filigran meselesi. AKP sözcüleri YSK’nın gerekçeli kararının yayınlanmasının ardından yapılan yorumlarda pusulalarda filigran olduğu ve mühür sorunun büyütüldüğünü söylemeye başladılar.

Gözler’in bu mazerete yanıtı önemli:

 

“Ben oy pusulasının filigranlı olmasının sahte oy kullanılmasına nasıl tek başına engel olabileceğini anlamış değilim. Oy pusulasında ‘filigran’ bulunması, oyun sahte veya hileli olmadığını değil, oyun kendisiyle kullanıldığı kağıdın, yani oy pusulasının YSK tarafından bastırıldığını gösterir. ‘Hileli oy’ başka, ‘oy pusulasının sahteliği’ başka şeydir. Örneğin oy kullanmaya gelmemiş bir kişi yerine, diğer bir kişinin filigranı bulunan bir oy pusulasına tercih mührünü basması durumunda, oy pusulası sahte değildir; ama oyun kendisi hilelidir.

 

“YSK, diğer seçimlerde olduğu gibi bu referandumda da, uygulamada gerektiği için, seçmen sayısı kadar değil, seçmen sayısından çok fazla miktarda oy pusulası bastırmıştır (Referandum için toplam 74 milyon, yani 20 milyon kadar fazla oy pusulası bastırıldığı anlaşılmaktadır). Bu fazladan bastırılan oy pusulalarının hepsi de filigranlıdır. Bu fazla oy pusuları, kötü niyetli insanların eline geçerse pekâlâ bunlar hileli oy verilmesinde kullanılabilir. Hileli oy kullanmak için dışarıda oy pusulası bastırmaya gerek yoktur. Fazla bastırılmış oy pusuları kullanılarak da hileli oy kullanılabilir. Bu tür pusulalarla hileli oy kullanılıp kullanılmadığı, filigranın kontrolüyle değil,  ancak sandık kurulunun mührüyle anlaşılır.

 

“Kaldı ki, oy pusulasının filigranlı olmasının sahte oyu tek başına önleyeceği iddiası kendi içinde dahi tutarlı bir iddia değildir. Oy pusulasının filigranlı olması, sahte oyu engelleyebilecek bir şey ise, ne diye bir de gereksiz yere, pusulanın arkasına sandık kurulunun mührünün basılması şartı getirilmiştir? Bu bir abesle iştigal midir? İlave edelim ki, bu şartı, sadece 298 sayılı Kanunun 101’nci maddesi değil, aynı zamanda YSK’nın kendisi de getirmiştir. Zira, YSK’nın 14 Şubat 2017 tarih ve 2017/97 sayılı kararı ile kabul edilen Sandık Kurullarının Oluşumu, Görev ve Yetkilerini Gösterir 135/I Sayılı Genelge”nin 43/c maddesinde de ‘arkasında sandık kurulu mührü olmayan birleşik oy pusulalarının geçerli olmayacağı’ belirtilmiştir. Demek ki, sadece Kanun koyucu değil, YSK da, filigranın oy güvenliğini sağlamada yeterli olmayacağını, sandık kurulunun mührüne de ihtiyaç olduğunu düşünmüştür ki, kendi kabul ettiği Genelgede böyle bir hüküm koymaya ihtiyaç duymuştur.”bianet