CHP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Fevziye Pehlivan, son günlerde kadına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili bir basın açıklaması yaptı..

Pehlivan’ın açıklaması şöyle:

HANİ CUMHURİYET KİMSESİZLERİN KİMSESİYDİ?

Her gün kadına saldırı, taciz, tecavüz ve cinayet haberleriyle karşılaşmak olağan görülmeye başlandı. Toprağa kız çocuklarını gömen toplumdan bir farkımız kalmadı ne yazık ki. Bu hafta iki haber vardı ki tepki göstermek için, kadın olmaya gerek yoktu. İnsan olmak yeterliydi.

İlk haber; 13 yaşında 26 ayrı yetişkin erkeğin tecavüzüne uğrayan kız çocuğunun, rızası olduğu ve her şeyin farkında olduğu gerekçesiyle, sanıklara cezanın alt sınırının uygulanmasının hukuka uygun olduğu mütalaasını veren Yargıtay Cumhuriyet Savcısı’nın anlayışı haberiydi bizi ilk endişelendiren… Bu hangi Cumhuriyet anlayışında var? Laik cumhuriyet mi yoksa başka bir Cumhuriyet anlayışı mı? Laik Cumhuriyette 15 yaşını doldurmamış bir kız çocuğu, sadece bir çocuktur. Ve bir çocuk taciz ve tecavüzün, cinsel istismarın hangi yönleriyle, doğuracağı hangi sonuçların farkında olabilir, bunun da açıklanması gerekmez mi? Henüz kadın olmanın ne demek olduğunu bilemeyecek kadar küçük, yalnızca evcilik oyununda anne olabilecek 13 yaşındaki bir çocuğun, ileride gerçekten toplumu tanıdığında, hangi bedelleri ödeyebileceğinin farkında olduğunu söyleyebilir misiniz? Yıllarca bu memlekette tecavüze uğrayan kız çocuğu veya kadınlarımıza ruhsal tamlığı bozulmamıştır raporları veren ihanete uğramış tıp raporlarını da unutmadık elbette. Ne kadar acı bir tablo…

Oldu olacak milletvekillerinin önerdiği gibi, evlendirin tecavüzcülerle de kurtuluversin sanıklar… Ama hangisi kurtuluversin 26 kişi. 26 koca koca adam… Ve 13 yaşında bir kız çocuğu…

İkinci haber de; yine sığınma evinden eve getirdiği eşini sırtından bıçaklayarak öldüren bir kocanın cinayet haberiydi. Her şeye rağmen, Şefika E., eşine bir şans daha vermek istemiş olmalı. Eşi ise 4 yerinden bıçaklayıp sonunda sırtına bıçağı saplayarak evi ateşe vermiş... Haberin fotoğrafını sansürsüz yayınlana kızıyor erkek egemen toplum. Rahatsız oluyorlar, kanlı bedeninin hunharca yere serilişinin fotoğrafından. Kendi kızlarının, kız kardeşlerinin başına gelebileceğini hiç düşünmüyorlar. Fırlayıp sokağa çıkıp, “BU İŞE BİR ÇÖZÜM!” diye bağıramıyorlar…

Ne oldu bu topluma, nereye gidiyoruz? Bu sosyal gericiliğin nedeni, AKP iktidarının hizmet anlayışının odağında İNSAN unsurunun olmayışıdır. Toplumun egemen gücü olarak erkeklerin algılanması, kadının toplumdan soyutlanarak evlere kapatılmaya çalışılması, yalnızca çocuk doğuran, kocasına hizmette kusur etmeyen erkeğe tabi bir aile bireyi olmaya teşvik edilmesidir. Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanlığın adından “KADIN” kelimesinin çıkartılması dahi bu anlayışın sonucudur. Sanırım AKP iktidarı bu anlayışın ne kadar tehlikeli bir algıya sebep olacağının farkında değildir. Kadını başlı başına bir birey kabul etmemeleri, kadının üzerinde erkeğin söz sahibi olması sonucunu doğurmaktadır.

 

Çağdaş toplumlarda ise kadın ve erkek iki eşit bireydir. Gerek özel yaşamlarında gerekse toplumsal yaşamda, birinin diğerine cinsiyet farkından kaynaklanan hiçbir üstünlüğü yoktur. Biz kadınlar, Cumhuriyetin kurulduğu dönemden beri erkeklerle eşit hak ve statüde olduğumuzu, önyargılarından kurtulamayan erkek egemen anlayışa kabul ettirmeye çalışıyoruz. Hâlâ kendimizi bu noktada savunmak zorunda kalmak, insanlık onurumuzu rencide etmektedir.

Kız çocuklarının eğitim hakkını engellemesinden, küçük yaşta evliliğe zorlama, töre  evlilikleri, çalışma hürriyetini kısıtlama, aile içi şiddet, darp, tehdit, taciz, cinsel istismar, tecavüz, cinayete kadar kadına karşı cinsiyetinden kaynaklanan nedenlerle işlenen suçlar gittikçe artmaktadır.

Toplumda sosyal denge gün geçtikçe kadının aleyhine olacak şekilde bozulmaktadır. Toplumda ve aile birliği içinde, sevgi, saygı, güven, kardeşlik, barış gibi duyguları yok artık. Mutsuz, agresif, buhran dolu insanların, intiharların, cinayetlerin gazetelerin baş sayfasını doldurduğu bir toplumda yaşıyoruz.

Başka devletlerin iç işlerini kendine sorun yapan AKP iktidarı, nedense toplumun tümünü ilgilendiren bu çok ciddi tehlikeli gidişi görmezden gelmektedir. Son 7 yılda kadına yönelik suçların %1400 artması bu toplumda infial uyandırmaktadır.

5393 Sayılı Yasa nüfusu 50.000’i aşan belediyelerin asli grevleri içine “kadın ve çocuk sığınma evleri açar” diye bir hüküm koymuşken, belediyeler bu asli görevini yerine getirmeyerek, başkanlar görevi ihmal suçu işlemektedir. Hatta ölümlere sebebiyet vermektedirler.

TOKİ bütün Hazine arsalarına konut yaparken, bir kısmında da kar amacı güderken, her ilçeye bir kadın ve çocuk sığınma evi yapsa olmaz mı? Neden bu konuda AB fonlarından kredi bekleniyor. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenlerin, devletin bütçesinden, korunmasız, ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalan kadınlarımız için küçücük bir bütçe ayırması çok mu zor?

Neden AKP hükümetinin gündeminde kadın politikaları bu kadar göz ardı ediliyor?

Kadının eğitilmesi, meslek sahibi yapılması, ekonomik güvence kazandırılması, sosyal hayatın içine çekilmesi, aile içindeki emeğinin karşılığında mutlaka düzenli gelire bağlanması ve sosyal güvenceye kavuşturulması gerekmektedir. Aksi halde kendi ayakları üzerinde duramayan kadın, her zaman kendisine yönelik baskı ve şiddete boyun eğmek zorunda kalmaktadır. Devletin korumasından, şefkatinden yararlanamayan kadın  çaresizliğinin kimsesizliğinin cezasını canıyla ödemek zorunda kalmaktadır. Hani Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesiydi? O zaman bu kadınlar neden hunharca öldürülüyor?

Kadına yönelik şiddet ne yazık ki, en yakınındaki erkekten gelmektedir çoğu kez. Ya babasından ya erkek kardeşinden ya kocasından ya da beraber yaşadığı erkekten… Kıskançlık, töre, namus gibi kavramların arkasına sığınmaya çalışıyorlar.

Erkek egemen yasa koyucular, erkek egemen kolluk güçleri, erkek egemen yargı mensupları

 

kadını erkeğe karşı korunmada yetersiz kalmaktadır. Ne yazık ki, artık “kadının kadından başka dostu yoktur!” anlayışına varmak üzere kadınlar.

Kadın Dernekleri, Kadın Birlikleri mücadele etmektedir.  Basın açıklamaları ve eylemlerle toplumun dikkatini çekmeye çalışmaktadır.

Biz de CHP Kadın Kolları olarak bu işin peşini bırakmayacağız. İnsan yaşamına saygı duymayan, kadını köle gibi alım satım konusu görerek evlenmeye zorlayan, berdel gibi çağ dışı adetlere, örfe, töreye karşı kurban edilmek istenen kadınlarımızın, aile içi darp, şiddet, tehdit, baskı gören, cinsel istismara uğrayan kadın arkadaşlarımızın yanında olacağız. Hesabını soracağız 13 yaşında 26 ayrı yetişkin erkeğin tecavüzüne uğrayan çocuğun, rızası olduğu her şeyin farkında olduğunu söyleyen gerici anlayıştan. En yakını tarafından sırtından bıçaklanan kadını koruyamayan yöneticilerden hesap soracağız. Biz zavallı, hırslarına yenilmiş, tükenmiş bir erkeğin insafıyla yaşamaya mahkûm olmayacağız. Türkiye’nin her yerindeki kadınlarımızla dayanışma halinde olacağız. Her belediyenin kapısını aşındıracağız. Kadın ve Çocuk Sığınma Evleri’nin açılmasının takipçisi olacağız… Kimsesizlerin kimsesini ortaya çıkaracağız… Basına ve kamuoyuna duyururuz.

 

Saygılarımla

 

 

                                                                                  CHP İSTANBUL İL KADIN KOLU BAŞKANI

                                                                                                                 Fevziye PEHLİVAN