Bir süre önce, internet sitemizde “Süslü’den skandal sözler” başlığıyla bir haber yayımladık. Her zaman olduğu gibi, olumsuz hiçbir habere tahammül göstermeyen Süslü ailesinin “sözcüsü” Ali Haydar Süslü, bu haberle ilgili de bazı gazetelere konuyu saptıran açıklamalar yaptı.

Bizim yaptığımız haberde özetle, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKD) ‘ne ait Cemevi’nin açılışında, bağımsız adaylardan Sebahat Tuncel’e gösterilen ilginin kendisine gösterilmemesine tepki gösteren CHP 1. Bölge 15. Sıra Milletvekili adayı Hüsnü Süslü Dernek Başkanı Rahim Noz’la tartışarak ” Cemevi arsasının Süslü ailesi tarafından kendilerine kazındırıldığını, başkalarına gösterilen ilginin kendisine gösterilmediğini ve bunu hak etmediklerini” söyleyip olay yerine terk ettiği aktarılıyordu.

Biz haberi yapmadan önce, dernek başkanı Noz’la görüşerek konuyu haberleştirdik. Dünyanın her yerinde bu haberdir.

Haberimizden sonra, bazı gazetecilerle bir toplantı yapan Ali Haydar Süslü, toplantıda gazetemize, Kent34 gazetesine ve  Flashaber gazetesine çirkin sözler sarf ediyor.

 “ Maddi manevi bu gazetecilerin arkasında kim var” diyor.

Kendi kardeşinin yaptığının doğru olmadığını anlatıp özür dileyeceğine, bizi suçluyor. Olay yerinde olmadığımız halde nasıl haber yaptığımızı sorguluyor. Tabi bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmuyor. Bir gazetecinin dünyanın Türkiye’nin her hangi bir yerindeki olayı haber yapması için Amerika da, Ankara’da, Beyoğlu’nda olması gerekmediğini bilmiyor. Ajans diye bir şeyin olduğunu bilmiyor. Teknoloji diye bir şeyin olduğunu bilmiyor. Gazeteciler arası mesleki dayanışma olduğunu bilmiyor.!

Kaldı ki bu ihbar bize geldikten sonra, gidip dernek başkanıyla röpörtaj yapıp öyle haberimizi yapmışız. Daha ne yapmamız bekleniyor.

Sayın Süslü, ukalalık yapıp bize mesleğimizi öğretmeyin. Önce kardeşinizle birlikte politika yapmayı öğrenin, gururu kibiri bir tarafa bırakıp, her kes gibi sıradan biri olmaya çalışın.. Kardeşinize sorun o sözünü ettiği dernekteki toplantıda başka milletvekili adayları da vardı, Belediye Başkan vekili vardı, meclis üyeleri vardı, onlar neden rahatsız olmadılar. Neden orayı terk etmediler.? Çünkü orada kasıtlı hiçbir şey yok da ondan..

Toplantınıza çağırdığınız meslek etik kurallarından bi haber o gazetecilerle bunları bilsin.. Kimin arkasında kim var, kim hangi maksatla haber yapıyor kamuoyu bunları bilsin..

Sayın Süslü, sizin derdiniz, haberin doğruluğu yanlışlığı değil. Kardeşinizin hatalı davrandığı da ortada olmasına rağmen, sizin derdiniz, olumsuz haberlere tahammülsüzlük. Süslü’lerle ilgili olumsuz haber yapılmasına tahammülünüz yok. Mesele budur.

Ama bu kafayla, bu klavuzla daha çok gündemde kalacaksınız gibi görülüyor..

İşin en vahim tarafı, bu gazetecilerin ilgisiz birinin toplantısına katılıp onun söylediklerini yazmalarıdır. Bu olay aynı zamanda,  mesleğin ne kadar ayaklar altına alındığının da bir göstergesidir.

“Sözde toplantı”ya katılan  gazeteciler şunu sormuyorlar; hakkında haber yapılan kişi Hüsnü Süslü, kendisi yok siz onun adına nasıl konuşursunuz? Gazetecilerin soracağı ikinci soru, bu haberi yazan gazeteciler neden bu toplantıya davet edilmedi.? Üçüncüsü “kusura bakmayın muhatabın kendisi burada olmadığı için sizin söylediklerinizin bir geçerliliği olmaz. Bunu haber yapmamız mümkün değil” dememelerini Bunları kamuoyunun taktirine bırakıyoruz.

Asıl bu durum şaibeli değimlidir.? Tam da Süslü’nün sorduğu soruyu ben sorayım “Bu gazetecilerin arkasında kim var” “Sizin arkanızda kim var”

Benim Süslü ailesiyle dostluğumu her kes bilir. Bu günü kadar da bu dostluğumu muhafaza etmeye çalıştım. Ancak şunu açık yürekle söyleyeyim, ailenin klavuz tercihi yanlıştır. Bu düşük seviyeli söylemlerin aileye fayda getirmesi de mümkün değildir.

Dostça bir uyarı, acilen klavuzunuzu değiştirin.

Ali Haydar Süslü o toplantıda bizi kastederek ne diyor “ Bu üç gazetecinin arkasında kim var” kendilerini gazeteci olarak ifade edip maddi ve manevi desteği kimden aldıkları soru işareti” diyor.

Bende buradan iddialarınıza karşılık diyorum ki hodri meydan.. Arkamızda kim varsa, kimden nasıl bir destek alıyorsak, açıklamazsan namertsin.! Açıklayamazsan seni müfteri ilan edeceğim..

Bir çok gazete, bir çok belediyeden resmi bayramlarda ilan almaktadır. Muhalif gazete olmamız nedeniyle, diğer belediyeler bize ilan vermemektedir. Şu anda sadece Kartal Belediyesi’nden (bayramlarda) ilan almaktayız. Bir iki küçük ticari ilanın dışında tek kuruş gelirimiz yoktur. Zaman zaman cebimizden takviye yaparak, bu gazeteyi çıkardığımızı, sizden başka bütün dostlarımız biliyor.!

Bir tek siz art niyetlisiniz..

Böyle seviyesizlik olur mu.?  Siyasetle uğraşan birine, esnaflıkla uğraşan birine, her ortamda “süslü ailesi” ni ağzından düşürmeyen birine bu tür söylemler yakışıyor mu.?

Para insanları ne hale getiriyor, Parayla dokunulmazlık zırhı kazandığınızı sanıyorsunuz. İnsanlara hep tepeden bakıyorsunuz. Tıpkı, tarihi hamamın duvarına astığınız seçim afişi gibi, Kılıçdaroğlu’na bile tepeden bakıyorsunuz.! Belki kimse sayın Süslü’ye söylemiyor ama, Kartal’da her kes bu afişi konuşuyor. Aynı konumda ki diğer adayların afişlerine bakın bunu göremezsiniz.!

Hep söyledim, bu vesileyle bir kez daha söyleyeyim. Siyaset uzun soluklu bir iştir. Siyasette bilgi birikim sahibi olmak için, sakin ve sabırlı olmak gerekir. Günü birlik politikalardan ve dedikodulardan uzak durmak gerekir. Eleştiriye açık olmak, hoşgörülü olmak gerekir.Gurur kibir iyi bir şey değildir. Unutulmamalı,  öfkeyle kalkan zararla oturur..!