Devletin Şeyhülislamlık makamıdır. Aleviliği tanımlama hakkını kendinde görüp, Aleviliği İslam’ın kalıplarına sıkıştırmak için ‘iki kırmızı çizgi’ koymuş; “Bir tanesi; Aleviliğin İslam’ın dışında bir yol olarak tarif edilmesi. İkincisi de; cemevlerinin caminin alternatifi, başka bir inancın mabedi gibi gösterilmesi.”
Aleviler Osmanlı’dan günümüze önlerine koyulan “Ya Sünnileşirsin ya da katlin vaciptir” kırmızı çizgilerini iyi tanır.

 

Diyanet biçtiği “Sen Müslümansın ve İbadet yerin camidir” elbisesini Alevilere giydirmek ister. Aleviler ise bu elbiseyi giymez!

Devlette giydirmek için dedelere zorla Kuran öğretir, Alevi köylerine zorla cami yapar. “Ağaç yaş iken eğilir” diyerek Alevi çocuklarını zorla din derslerine tabi tutar. 

Ama nafile! Alevilerden Müslüman yaratamaz.

Bu kez devlet hiddetlenir ve Alevi kırımına başvurur, ama nafile. Kıyımlarda sonuç vermez. Aleviler Müslüman olmaz! Cemevi’ni ise caminin ‘alternatifi’ değil, kendilerine ait tek ibadet yeri bilirler.

Diyanet’in İslam elbisesi Alevilere dar gelir! Zira terzi mezhepçidir ve gerçek laiklikten ve inanç ve vicdan özgürlüğünden yana değildir!

Aleviliğin hakikati nedir?
Devletin İlahiyat ve Diyanet hurafelerinin aksine, Alevilik kendine özgü ritüelleri, öğretileri, kutsal metinleri, cem ibadeti, cemevi olan ibadet yeri, “El Ele El Hakka” ilişkisiyle eşitlerin Rızalık şehrindeki Kamil insan olmaya giden kendine özgü inancın adıdır.

Alevilik hiçbir dinin içine sığmayacak, hiçbir dinin ve inancın güzelliklerini dışlamayacak kadar evrensel bir öğretinin ve kendine özgü bir inancın adıdır.

Alevilik kendine özgü inançtır! Nokta!

İslam dini ile Alevilik arasında bir soy ya da şeriat bağı yoktur! O sadece Hanefilik ve Şiilik için geçerlidir.

Alevilik diğer dinlerden etkilendiği gibi İslam’dan da etkilenmiştir.

Alevilikteki “Kerbela ve 12 İmam kültü” ve “Hak, Muhammed, Ali” sevgisi, İslam’dan alınmış Aleviliğin içinde Alevileşmiştir. Bu durum Alevilerin Şii ya da Sünni olduğunu da göstermez.
İran İslam Devleti Molla’larından Şeriat Medari, Türk Diyanet İşleri Başkanlığı’na ‘’Türkiye Alevileri ateistleşiyor. Ya siz ilgilenin Sünnileştirin, ya da bize bırakın Şiileştirelim’’ diye işbirliği önerse de Alevilik İslam ve onun mezhepleri içine sığmaz.

Alevilikteki “Hak, Muhammed ve Ali” Kırklar Meclisi’nde birlikte Cem’dedir. Semah dönerler, dem alırlar, kadın ve erkek birlikte ibadet ederler. HZ’siz ve peygambersizdirler! Çünkü Aleviliğe ne ‘HZ’ ne ‘Peygamber’ sığmaz! Onlar artık Alevilikte candır ve fukaraların hizmetçisidir! Cemevindedir! Cem’dedir!

Yani bu etkileşim Aleviliğin İslam içi ya da İslam’ın mezhebi olduğu anlamına gelmez.

İslam 1405, Hristiyanlık ise 2015 yaşındadır! Musevilik ise 4 bin yıl yaşındadır. Yani İslam tek tanrılı ve devletli dinlerin içinden ve etkilenerek doğmuştur. Bu nasıl ki İslam’ı Hıristiyanlığın ya da Museviliğin içinde görmemiz için bir neden değilse, Aleviliği de İslam içinde ya da onu mezhebi gibi görmemize neden olamaz.

Alevi inanç kimliği Budizm, Hinduizm, Zerdüştlük, Şamanizm, Mazdik ve Brahmanizm’e kadar dayanan on bin yıllık çok tanrılı ve doğa tapınmacı inançlardan beslenerek ortaya çıkmıştır. Daha sonra da Musevilik, Hristiyanlık ve İslam’dan etkilenmiştir.

Aleviler göklerden gelen kitaplara inanmamıştır. Kerameti insanda görür ve “Okunacak en güzel kitap insandır” düsturuna inanır.

Aleviler Diyanet’in kırmızı çizgisindeki İslam’ın şekillerini belirleyen beş şartına uyup şehadet etmez, namaz kılmaz, zekat vermez, ramazan orucu tutmaz ve hacca gitmezler.

Alevilikte yola girmek için ‘ikrar’ verilir, Cemevi’nde Cem ibadetini yaşar, Muharrem orucu tutar ve “Benim kabem insandır” der.

Aleviler, Diyanet’in ikinci kırmızı çizgisi olan İslam’ın inanma şartları olan Allah’a, meleklere, kitaplarına, resullerine, ahiret gününe, hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine de inanmaz.

Çünkü Aleviler ‘Enel Hak’ ile ‘Hakkı insanda, insanı hakta’ görür. İyiliğin ve kötülüğün insanın içindeki niyetlerinde ve zihniyetlerde görür. Tüm deyişlerde, duvazimamlarda, gülbanglarda ve ulu ozanların külliyatında yer alan kutsal metinler onların kitabıdır. Bunlar ‘Telli Kuran’ bağlamada dile gelir. Cennet ve cehennemi ise bu dünyada görürler.

Yani Aleviler İslam’ın şeriatıyla ‘iyi kul’ olmaya değil, bu dünyanın İnsan-i Kamiller meclisine aday olur.

Yunus’un dediği gibi; “Cennet cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri isteyene ver sen anı, bana seni gerek seni”.

Devletin de İslam’ı ve kırmızı çizgileri Diyanet’e kalsın. Bize inanç özgürlüğü, eşit haklar, demokrasi ve laiklik gerek...

https://ssl.gstatic.com/ui/v1/icons/mail/images/cleardot.gif