CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Başbakan Erdoğan’a yönelttiği soru önergesine, bakanın verdiği cevabı kamuoyuyla paylaştı. İşte o suru önergesine verilen cevap..

 

TBMM Başkanlığına

 

 

                   Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sn.R.Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını Anayasa’nın 98 ve İçtüzüğün 96. maddeleri gereğince saygıyla talep ederim.

 

 

                                                                                                          Atilla Kart

                                                                                                          CHP Konya Milletvekili

 

 

 

                        İlgi      ; Tarafımızdan Başbakana yöneltilen, Başbakan adına

                                      Adalet Bakanı  tarafından cevaplandırılan 29.12.2011

                                         tarih - 7/2416 sayılı yazılı soru önergemiz.

 

 

                     Mezkûr önergemizde; Taraf Gazetesi Yazarı Mehmet Baransu’nun köşe yazısında “… AK Partili bir ismin 2004 yılında İsviçre’ye neden gittiğini, gelirken yanında bulunan valizde kaç milyon dolar olduğunu, bu paranın Türkiye’ye neden getirildiğini de doğrusu merak ediyorum….”  diyerek, son derece ciddi  ve somut bir iddiayı  dile getirdiğini ifade ettiğini;

 

                        bu gelişme karşısında Hükümet’in neden harekete geçmediğini, imzasız elektronik postalarla gelen soyut ihbarları bile ciddiye alan, kapsamlı soruşturmalar yapan Cumhuriyet Savcılıklarının bu iddia üzerine neden gidemediğini ifade ederek; Hükümet’in üstüne düşen idari ve adli süreçleri neden işletmediği sorulmuştu.

 

                   Adalet Bakanı Sadullah Ergin imzasıyla verilen 13.02.2012 tarihli cevapta; Ceza Muhakemesi Kanununun 160, 170 ve 148.  maddelerinin metinleri yazılmak suretiyle; Bakanlık olarak bu konuda yapabilecekleri bir işlemin olmadığı  ifade edilmiştir. Bakan, olayı Kendince geçiştirmiştir.

 

                   Ancak, takdir olunur ki; iddiayı dile getiren herhangi bir kişi değildir. Ciddi bir Gazete’nin Köşe Yazarıdır. Bir Köşe Yazarının , bir Bakan veya Milletvekili ya da AKP’li üst düzey yetkili hakkında  “Yasa dışı yollardan valiz dolusu döviz getirdiği” yönündeki iddiası vahim bir iddiadır. Geçiştirilebilecek, görmezden gelinebilecek bir iddia değildir. Köşe Yazarı ya dayanaksız olarak AKP Tüzel Kimliğini ve Hükümeti hedef alarak karalama yapmıştır; ya da iddiası ciddidir, idari ve adli yönden usuli tahkikatın ivedi olarak yapılması gerekir.

 

                   Türkiye’de ise her 2 sürecin de işlemediği görülmektedir.

 

                   Köşe Yazarının iddiası iftira niteliğinde ise AKP, Siyasi Parti olarak neden suskun kalmaktadır? Neden yasal yollara başvurmamaktadır? Neden tazmin talebi ve hakaret iddiasıyla dava açmamaktadır?

 

                   Bu yola başvurulmadığına göre, Başbakan olarak ve AKP Genel Başkanı olarak bu sürece neden seyirci kalmaktasınız? Neden suskun kalıyorsunuz? Neden görmezden geliyorsunuz? Neden duymazdan geliyorsunuz? Neden geçiştirmek istiyorsunuz?

 

                   Görüldüğü gibi , her halükarda mutlaka ya parti içi denetim ve disiplin mekanizmaları yoluyla ya da adli denetim yollarıyla tahkik edilmesi gereken , açıklık kazandırılması gereken bir olay vardır.

 

                        Tahkikatın sonucuna göre de , şayet iddia asılsız ise , böylesine vahim bir iddiayı dile getiren ve AKP’yi zan altında bırakan, töhmet altında bırakan Köşe Yazarına karşı yasal yollara başvurulması gerekeceği açıktır.

 

                   Keza, tahkikatın sonucuna göre, iddianın sübutu yönünde bulgular varsa, yasal sürecin ivedi olarak işletilmesi gerekir.

 

                       Başbakan ve AKP  Genel Başkanı olarak bu süreci

                       engelleme   yetkiniz   ve   takdiriniz   yoktur.

 

                   (1) Bu sebeple; yukarıda açıklaması yapılan konulardaki cevaplarınız nedir? Bu vahim iddiayı geçiştirmeye , görmezden ve duymazdan gelmeye devam mı edeceksiniz?

                                

                   (2) Bu sürecin geçiştirilmek istenilmesi, görmezden gelinmesi, gerek Parti bünyesinde ve gerek idari ve adli süreçte yasal işlemlerin yapılmaması ; AKP bünyesinde bir takım kayıt dışı para ilişkilerinin bulunduğu ve bunların tahkik edilmesinden kaçınıldığı anlamına gelmez mi?