arslan.aric @ gmail.com

Millet İttifakının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, 31 Mart’ta yapılan seçimlerde 13 bin oy farkla seçimi kazanmıştı. Ancak, AKP’nin itirazı üzerine YSK seçimi iptal etmiş ve 23 Haziran 2019 günü yeniden yapılmasına karar vermişti.

Seçim bu gün yapıldı ve Millet İttifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu bu sefer rakibi Cumhur İttifakı’nın adayı Binali Yıldırım’a 800 bin’in üzerinde fark atarak yeniden İBB Başkanı seçildi.

Aslında seçimi kaybeden Binali Yıldırım değil, Cumhur ittifakıdır.! Seçmen açık bir şekilde ittifaka vermesi gereken cevabı vermiştir.!

Bana göre, seçmen bu tutumu ile, özellikle AKP’ye çok önemli mesajlar vermiş ve değişimin fitilini ateşlemiştir..

Bu seçimde vatandaş AKP’ye değişim mesajı vermiştir. Bu da göstermiştir ki, AKP bunu görse de görmese de bu değişim bir şekilde gerçekleşecektir.

Bu seçim göstermiştir ki, orta vadede özellikle CHP’de ve AKP’de taşlar yerinden oynayacaktır.

Çünkü ne AKP’nin, ne de CHP’nin bu günkü  siyasi görüşü, demokratik duruşu Türkiye demokrasisine katkı sunmamaktadır. Seçmenin ve vatandaşın önünde gitmesi gereken partiler seçmenin gerisine düşmüştür. Vatandaş artık hamasi sözlere itibar etmemektedir. O nedenle siyasi gelişmelerin ve değişimin yaşanması sürpriz olmayacaktır.

Öte yandan AKP’nin 17 yıl sanra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kaybetmesinde ki rüzgarın, iktidarı etkileyeceğini de düşünüyorum. Eğer beş yıllık Belediye Başkanlığı sürecinde, verilen sözler ve vaatler yerine getirilirse, CHP’nin de buna uygun bir şekilde kendi içinde bir değişim ve yapılanma gerçekleştirmesi durumunda görünen o ki, siyasi süreç iktidarı da etkileyecektir.

Eğer AKP vatandaşın verdiği bu cevabı iyi okumaz, duruşunda stratejisinde söylemlerinde bir değişiklik yapmazsa, yapılacak ilk seçimde iktidarı kaybetmesi kaçınılmaz olur.

Son günlerde dillendirildiği gibi, AKP “fabrika ayarları”na dönerek, yeni bir kadro, yeni bir söylemle, yeni bir yol haritasıyla yoluna devam etmelidir. Aksi taktirde bu kadro, bu söylem, bu stratejiyle iktidarını koruması mümkün görülmemektedir.

Bende AKP’nin yeni bir stratejiyle bu yönde bir “açılım” veya yol haritasıyla değişim yapacağını düşünenlerdenim. Ancak bu, “fabrika ayarlarına” dönmek mi olur, başka bir siyasi açılım mı olur, böyle bir açılım yapar mı, yaparsa tutar mı, ne kadar tutar kestirmek zor, bekleyip görmek lazım.

Ama şu bir gerçek, vatandaş artık ötekileştiren, ayrıştıran hakaret eden dil siyasetini benimsemediğni ortaya koymuştur. “Hak hukuk Adalet ve kul hakkı” söylemlerinde vicdanının sesini dinlediğini ortaya koymuştur.

O nedenle, bence 23 Haziran seçim sonuçları Türkiye’de  yeni siyasi gelişmelere gebe.!