2010 YILINA GİRERKEN BİR DEĞERLENDİRME

ABONE OL

Kişisel görüşüm, 2009yılı, ülkemiz ve bulunduğumuz Ortadoğu coğrafyası içinpek çok yönden, (çevresel, ekonomik, siyasal)?kayıp bir yıl? olmuştur.Bir defa, uluslar arası ölçekte ki kriz nedeniyle ülkeler ve halklar ekonomik olarak 2008 yılına göre daha çok yoksullaştılar. İkinci olarak,bulunduğumuzcoğrafyadayıllardır süren, kronikleşmişsiyasal, etnik, kültürel ve çevresel sorunlardan hiçbiri çözülmüş değil. Irak, Afganistan ve Filistin?deki sorunlar, çözülme bir yana genişleyerek devam ediyor. Özellikle İsrail?in Filistin halkına yönelik yıkım ve soykırıma varan saldırısı, Filistin Halkı?nın en temel gereksinimlerini bile karşılayamazduruma getiren ve sürmekte olan ablukası, kuşkusuz ki coğrafyamızdaki en önemliolaylardandırÖte yandan, Ortadoğu Afrika ve Asya ülkelerindeki?despotik?yönetimlervarlıklarını korumuş,bu ülkelerde uygulanan ?insan hakları ihlalleri?artarak devam etmiştir. Ülkemize gelince,7 yıldan beri ülkeyi yönetmekte olan AKP hükümeti, ilk yıllarda Avrupa?dan gelen baskı ve ülke içinde kendisine yönelebilecek saldırıları püskürtmedekolaylık sağlayacak birtakım yasal değişikliklerin ?ki bunların bir kısmını sonradan eskisinden daha kötü hale getirmiştir-ötesinde, demokratik hayatı güçlendirecek temel adımları atmaktan kaçınmıştır.Her ne kadar sayın başbakanımız ülkemiz için, ?kriz teğet geçti? dese de, çığ gibi büyüyen işsizlik ve insanların satınalma güçlerinde meydana gelen düşme, ekonomik yönden de durumun hiç de başbakanın söylediği gibi olmadığını açıkça ortaya koyuyor. AKP İktidarının ülkenin çözüm bekleyen temel sorunlarına yaklaşımını şöyle özetleyebiliriz: Önce başbakan hamaset de karışmış, iddialı söylemde bulunuyor. Muhalefetin ve diğer ?etkili çevrelerin?karşı koyuşlarıçok sertise, ilkin sert cevaplarla söylemini daha sertleştiriyor,ama,bu arada ilk söylemindeki içeriği değiştiriyor. Başbakan arada bir de,ilk söylediğiyle tamamen ters ve onunla çelişen söylemlerde bulunmaktan çekinmiyor. Konuyla ilgili ilk söylemdeki içerik, her yeni konuşmada giderek değişiyor ve bir süre sonra söylemin içi tamamen boşaltılmış, asıl konudan tamamen uzaklaşılmıştır. Muhalefet ile olan tartışmaartıkasıl konudan uzak, tümüyle kişisel polemiğe dönüşmüştür. Ya da başbakan ülkedeki sorunlarla ilgili olarak içinde hiçbir çözümönerisi bulunmayansöylemlerde bulunuyor. Konuşmanın içinde hiçbir ?önerme? bulunmadığından, herkes konuşmayı kendisine göre yorumluyor. Ülkemizde muhalefet - özellikle de ana muhalefet partisi- iktidarın her söylemine karşı çıkmayı alışkanlık haline getirdiklerinden, başbakanın içeriği tümüyle boş konuşmalarını bile şiddetle eleştirmeye başlıyorlar. Böylece iktidar, a. gündemi istediği gibi belirliyor,b. İktidar, kendisitarafındanbelirlenenve somut hiçbir öneriiçermeyen gündem üzerinde tartışma yaratarak,?herhalde muhalefetin de istediği bu, çünkü farklı gündemi yok-?kamuoyunun acilçözüm beklediğisorunlarının tartışılması ötelenmiş oluyor AKP İktidarı, yedi yıldan beri bu stratejiyi, ( boş gündem üzerinde tartışma yaratarak,çekindiği çevrelerden sert tepki gördüğünde söyleminden geri adım atarak, söylemini belirsizleştirerekkitlelerin gözünde, ? ülkenin temel sorunlarını çözmek istiyorum ama muhalefet ve bürokrasi engel oluyor? görüntüsünü yaratmastratejisini ?ana muhalefetin de katkısıyla-başarıyla uygulamaktadırOlaylara daha yakından bakalım: Başörtüsü sorunu: Çözülememiştir.Değiştirmeyi vaat ettiği YÖK Yasası : Değiştirilmemiştir.Yeni anayasa taslağı : Çoktan tozlu rafta yerini almıştır.Kürt sorunu, açılımı : Açılımın içinde, Kürtler?e hangi demokratik hakların tanınacağı konusunda tek bir öneri yoktur. Açılımın adı bile değiştirilmiştir. Bu arada açılımın gerçek amacının PKK?yi ve DTP?yi tasfiye etmek olduğu da ortaya çıkmış bulunmaktadır. Alevi açılımının içinde de tek bir öneri yok. Roman açılımı da, Selendi?deki Roman vatandaşların nerede ise topluca linç edilmeleriyle sonuçlanacaktı. Açılım dedikleri, birilerinin bir yerlerde oturupkonuşmalarındanöteye gidemiyor..Bu arada dikkatlerden kaçmaması gereken şeyler var; İktidar hangi konuda ?açılımda? bulunacağını söylüyorsa, o alanda baskılar yoğunlaşıyor. Kürt açılımı deniyor, Kürtler üzerindeki baskılar yoğunlaşıyor. Partinin kapatılması, gözaltılar, tutuklamalar, linç girişimleri?Bir yandan ?Kürt sorununu? çözmekten, ülkeyi demokratikleştirmekten söz edeceksiniz; öte yandan Kürt ağırlıklı partinin kapatılmasına seyirci kalacak, hatta mahkemeye kapatma konusunda yol gösterici tavsiyelerde bulunacak; yüzlerce seçilmiş belediye başkanı, meclis üyesi, eski parlamenterin gözaltına alınmasına,?adi suçlular gibi kelepçelenerek teşhir edilmelerine?--ki o fotoğraf, devletin veiktidarın her fırsatta Kürtleriaşağılamaya çalıştığını, bu arada ayrımcı veırkçı yaklaşımını ortaya koyan unutulmaz bir belgedir- tutuklanmasına ?bağımsız yargı? gerekçesine sığınarak seyirci kalacaksınız.Aynı konuda birbiriyle çelişen,tutarsızsöylemlerle; samimiyetten uzak, söylemin tam tersi uygulama veyaklaşımlarla ülkenin sorunlarını çözmek,ülkeyi demokratikleştirmek mümkün değildir. 2009 yılında yaşadıklarımız,AKP iktidarının, ülkemizin temel sorunlarını çözme becerisinin, cesaretinin,dahası samimiisteğinin olmadığını çok daha kuvvetle düşündürmektedir.