GÖK’TEN NET MESAJLAR

ABONE OL

CHP, geçtiğimiz yıl da olduğu gibi, TBMM adına, kamu idarelerinin gelir, gider ve mallarını denetleyen Sayıştay’ın yürütme organlarından bağımsız hareket ederek 132 sayfalık denetim raporunu TBMM’ye göndermemesine sert tepki gösterdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, teşkilatlara konuyla ilgili yerel basının ve Demokratik Kitle Örgütlerinin bilgilendirilmesi ve desteklerini beklediğini ifade eden bir yazı gönderdi.

Kılıçdaroğlu imzasıyla gönderilen ve Millete de çağrıda bulunduğu yazısının son bölümü “ Biz CHP olarak, milletin “Bütçe Hakkı”na  2014 Bütçesinin TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi sürecinde de sahıp çıkacağız, Milletimizin de bizi desteklemesini ve Meclisine emanet ettiği “Bütçe Hakkı” na sahip çıkmasını bekliyoruz. İktidarın bu yetki tecavvüzü ve hak gaspını millete duyurmakta sadece bize değil, vergi verenler olarak size de büyük görev tüştüğüne inanıyor; en derin saygılarımı sunuyorum” sözleriyle tamamlıyor.

Kılıçdaroğlu’nun bu yazısını basınla paylaşan Gök, bu anlamda her kese görevler düştüğünü belirterek, ilçedeki STK’larla da, diyaloga geçip konuyla ilgili kendilerini bilgilendireceklerini ve bu görüşmelerin sonucunda bir yol haritası çıkaracaklarını söyledi.

GÖK’TEN  EZBER BOZAN KONUŞMALAR

CHP bu durumdan problemlidir

Konuşmasının sonunda, gazetecilerin çeşitli konulardaki sorularını yanıtlayan Gök, bir gazetecinin “ İlçe de hazine arazileri var, çimento fabrikası'nın yeri imara açıldı halk olarak parti olarak çok tepki görmedik  Toki hala Kartal'ın çeşitli yerlerinde arsa arayışlarında” ki soruya özetle “Sosyal Demkorat Belediye Başkanları halk ile iş yapmak zorundalar. CHP bunu başarmak zorundadır. Ne demek halk ile iş yapmak ? Almayı düşündüğü bütün karar süreçlerine yurttaşı ortak etmek zorundadır.

Belediye başkanları paşa değildir. Vali ve kaymakam'da değildir. Bunu ben herhangi bir belediye başkanı için söylemiyorum. CHP bu durumdan problemli olduğunu iddia etmek istiyorum. Bu parti'nin bu seviyede bir yetkilisi olarak hepte ifade ettim. Bu alanda biz doğru işler yapıp ve doğru insanlarla halkın karşısına çıkıp, 5 yıllık  dönemlerimizi yurttaşımızla birlikte konuşarak, müzakere ederek yol almaya başladığımız zamanlarda Ak Parti iktidarı diye bir iktidar kalmayacaktır

CHP’li Belediye Başkanları bunu görmüyor mu?

“Türkiye'de. Tüccar belediyecilik anlayışını CHP belediye başkanları kapının dışında bırakmalıdır artık” diyen Gök  “TOKİ, Şehircilik Bakanlığı Başbakan'ın Müteahit firmalarıdır. CHP belediye başkanları bunu görmüyor mu ?

Bunu görmüyorlarsa söylüyorum görün. Başbakan'ın müteahit firmalarıyla kentleri yönetmeye çalışıyorlar.  Hayır halka birlikte yönetmeyi öğretsinler artık oraya gelsinler.

Bu meseleyi çok muhtemeldir ki  önümüzde ki kurultaylarda çok konuşacağız. Sosyal demokrasi önderleri, parti yetkilileri  TOKİ ile iş yapan, başbakan'ın müteahitleriye iş yapan anlayışın uzağında durmayı başarmalıdırlar.

Bunu benim olduğum bütün toplantılarda parti'nin yetkililerine kuvvetle ifade etmiş bir insanım ben. Ama bütün bunları bizim başarmamız Ak Partisi'nin alanını daraltacaktır.

CHP’nin Belediye Başkanlarına  yakışmıyor

Bir gazetecinin “TOKİ -EMLAK KONUT'UN DAP YAPI - AĞAOĞLU ile yapmış olduğu yerin (Çimento Fabrikasının bulunduğu alan) inşaat ruhsatını Kartal belediyesi verecek. İnşaat ruhsatı verilmemesi konusunda Belediye Başkanıyla görüşme yaptınız mı, ya da inşaat ruhsatı verilirse Belediye Başkanı adına bir yaptırımınız olacak mı ?”

Gök “Belediye başkanı üzerinde bir yaptırımım olmayacak arkadaşlar. Ben Sayın Genel Başkanıma ve partimin yetkililerine bunu ifade ettim ifade etmeye devam edeceğim. Başbakan'ın müteahit firmalarıyla oturup konuşarak yada yanında durarak yol almanın CHP'nin Belediye Başkanlarına yakışmıyor.  Bunu söylüyorum”

İşçiler bizim yol arkadaşlarımızdır

İşçilerin son günlerde yaptığı eylemle ilgili bir soruya ise Gök “İşçiler bizim siyasal ve sosyal paydaşlarımızdır. Biz emek dünyası için çok önemli mücadeleler yapmışızdır. İşçilerin kendi hakları için yola düşerken biz hep yanında olmuşuzdur olmaya da devam edeceğiz.

Onların emeğin en temel yapıcısı olduğu konusunda ana düşüncemizi muhafaza etmekteyiz. Ekonomik ve sendikal şartları'nın iyileşmesi için her türlü mücadeleyi onunla birlikte yaparız. Burada ki işçi arkdaşlarla da görüştüm durumlarını anlattılar. Sayın belediye başkanıyla da görüştük. İşçilerimizin yemek yediği alanda birlikte olduk yemek yedik.  Karşılıklı çalışma arkadaşlarını biraraya getirdim. Bir yol haritası yapılması konusunda da bir mutabakat yapmıştık. Ancak gerçekleşmedi. Her safhada bizim yapacağımız bir olumluluk varsa bunu asla esirgemeyiz. Ne belediye başkanımızdan ne de işçi arkadaşlarımızdan.

İşçilerin çalıştığı her yerde siyaset yapılır. Kurum yöneticisi, kurum onların özlük hakları bakımından üzerine siyaset kurulacak alan bırakmamalıdır. Bırakırsan burada iktidar arayışı yapan partilerde buna dahil olur, şehirin içinde dolaşan aktivistlerde bu işe dahil olur. İşçiler elbette ki konuşacaklar. Ülkenin meselelerini biz nasıl konuşuyoruz. Neden konuşuyoruz ? İşçileri incitmek bizim meselimiz değil. Kaldı ki işçi arkadaşlarımız başka bir yere gitmemişler CHP Genel Merkezine gitmişler bence doğru yere de gitmişlerdir. İşçiler bizim yol arkadaşlarımızdır. 

İŞTE KILIÇDAROĞLU’NUN O YAZISI

Bütçe Hakkı” demokrasilerde devletin yapacağı harcamaların kapsamı ve büyüklüğüne, bu harcamaların finansmanını sağlamak üzere vatandaşın ne kadar vergi ödeyeceğine milletin kendisinin karar vermesidir. Millet bu hakkını parlamentodaki seçilmiş temsilcileri aracılığıyla “Bütçe Kanunları” çıkararak kullanır. Bu hak; vergilerin usulüne uygun olarak toplanıp toplanmadığı ile harcamaların kanunlara ve amacına uygun olarak yapılıp yapılmadığının denetlenmesini ve sonuçlarının parlamentoya sunulmasını da gerektirir. “ Bütçe Hakkı” egemenliğin millete ait olması ilkesinin doğal bir yansımasıdır.

Parlamentoların “ Bütçe Hakkı” iktidar tarafından yok sayılır veya kısıtlanırsa demokrasiden, kuvvetler ayrılığından, hak ve özgürlüklerden söz edilemez. 2001 yılında yaşanan ekonomik krizin ardından kamu mali yönetiminde mali saydamlık, hesap verebilirlik ve denetim konularına ülkemizde özel bir önem verilmiştir. Bu çerçevede, TBMM’nin bütçe hakkını etkin bir şekilde kullanılabilmesi için uluslararası standartlara ve Avrupa Birliği normlarına uygun bir yapı kurulması öngörülmüştür.

Ancak AKP hükümetleri kamu mali yönetiminde kurallılık, saydamlık ve öngörülebilirlik adına kendi dönemlerinde olanlar da dâhil olmak üzere, atılmış adımları birer birer yok etmeye başlamıştır. Bugün ekonominin çapasız kalması ve buna paralel olarak ekonomide ortaya çıkan kırılganlıkların altında iktidarın hesap vermekten ve denetimden kaçınması da önemli bir rol oynayacaktır.

Hükümetin, Sayıştay denetimini uluslararası standartlardan uzaklaştıran müdahaleleri daha 2010 yılında başladı. Sayıştay Kanununun TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında 2010 Aralık ayında AKP Grubu’nun kabul edilen bir önergesiyle Sayıştay’ın INTOSAI ( Uluslararası Sayıştaylar Birliği) Denetim Standartlarına uygun performans denetimi yapma yetkisi kaldırıldı.

Bunun nedeni Hükümetin, Sayıştay’ın 2010 yılında hazırlayarak TBMM’ye sunmaya hazırladığı altı konudaki performans denetim raporlarında yer alan, kamu kaynaklarının verimlilik, etkinlik ve ekonomiklik ilkelerine uyulmadan savurganca kullanıldığına ve yüksek miktarda kamu zararına neden olduğuna ilişkin bulguları TBMM’den ve kamuoyundan saklama isteğiydi.

Bununla Yetinmeyen AKP Hükümeti, daha sonra, 4.7.2012 tarihinde kabul edilen 6353 sayılı kanunla, bu kez mali işlem ve faaliyetlerin yasalara uygunluğunun INTOSAI Denetim Standartlarına uygun olarak denetlenmesi olanaksız hale getirildi. Sayıştay yönetimi bu yasağı gerekçe göstererek, kamu idarelerinin 2011 yılı harcamalarına ilişkin denetim sonuçlarını kapsayan 132 adet Sayıştay Raporunu TBMM’ye sunmadı.

Bunun sonucunda AKP Hükümetinin 2013 yıl bütçesi ile 2011 yılı kesin Hesabı Sayıştay Raporları Olmadığından TBMM tarafından denetlenemeden yasalaştı.

Anayasa Mahkemesi, CHP’nin açtığı dava sonucunda, anılan yasayı( 6353 sayılı kanun) 27.12.2012 günlü, E.2012/102, K. 2012/207 sayılı kararıyla iptal etti. İptal gerekçeleri arasında, “ Yasama organına tanınan bütçe hakkı, sadece bütçenin yapımını değil, bütçenin uygulanmasının denetlenmesini de kapsamaktadır. Sayıştay denetimi, TBMM’ye sunulan Sayıştay Raporlarıyla sonlanan bir süreci kapsamaktadır. Dolayısıyla yasama organının işlevini etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütmesinde Sayıştay denetiminin önemi yadsınamaz. Öte yandan Sayıştay denetimi, demokratik devlet ilkesinin bir gereği olarak yürütmenin, halka ve yasama organına hesap verme sorumluluğunun işlevseleştirilmesinin en önemli araçlarındandır.

TBMM adına kamu idarelerinin gelir, gider ve mallarını denetleyen Sayıştayın, bu görevini ifa ederken yürütme organında tamamen bağımsız olarak hareket etmesi gerektiği kuşkusuzdur.” İfadeleride yer aldı.

Ancak Sayıştay yönetimi, bu iptal kararına rağmen, 132 Sayıştay Raporunu TBMM’ye göndermedi.

AKP Grubu bu yıl da, 2012 yılı denetim raporlarının TBMM’ye gönderilmesini önlemek amacıyla, yeni bir kanun teklifini NİSAN 2013’de TBMM’ye sundu. Ancak başta CHP’nin muhalefeti olmak üzere, diğer muhalefet partileri ile Sayıştay denetçilerinin ve medyanın yoğun tepkisi üzerine söz konusu teklifin yasalaşması yönünde bir adım atılamadı.

Ancak bu kez de iktidar, TBMM’de hiçbir uzlaşma arayışına girmeden kendi çoğunluğuna seçtirdiği Sayıştay üst yönetimini devreye soktu. Sayıştay üst yönetimi hükümetin arzusu üzerine Genel Uygunluk Bildirimi ile birlikte sunulan Sayıştay raporlarından TBMM’ye gönderilen 2012 yılı Kesin Hesap Kanun Tasarısı’nı ilgilendiren yolsuzluk ve usulsüzlüklere ilişkin denetim bulgularını çıkardı. Böylece Parlamentonun sağlıklı denetim hakkı elinden alınmış oldu.

Biz CHP olarak, Milletin “ Bütçe Hakkı”na, 2014 Bütçesinin TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi sürecinde de sahip çıkacağız. Milletimizin de bizi desteklemesini ve Meclise emanet ettiği “ Bütçe Hakkı”na sahip çıkılmasını bekliyoruz. İktidarın bu yetki tecavüzü ve hak gaspını millete duyurmakta sadece bize değil, vergi verenler olarak size de büyük görev düştüğüne inanıyor; en derin saygılarımı sunuyorum.

Kemal KILIÇDAROĞLU

Genel Başkan