Zeytin Ağacı'nda Görülmemiş olay.!

ABONE OL

 

Zeytin Ağacında, eşi benzeri görülmeyen bir olay yaşandı. Yüzlerce yıllık bir zeytin ağacının bir dalında zeytin çıkarken, diğer dalında ise incir çıkması şaşkınlık yarattı  “ocağıma incir ağacı diktin” sözü adeta zeytin ağacında gerçekleşti.

Konunun uzmanları, böyle bir durumla ilk kez karşılaştıklarını belirterek konunun araştırılması gerektiğini söylüyor. Uzmanlar, meyve ağaçlarında, aynı ağaca değişik meyve türlerindan aşılama yapılabildiğini ancak, zeytin ağacında bunun mümkün olmadığını belirtiyor.

 

ZEYTİNİN TARİHÇESİ

Doğu Akdeniz’de doğal varlığını binlerce yıldır sürdüren Olea Europea Oleaster ağacı 6000 yıl önce Asia Minor bölgesinde, muhtemelen Iran, Suriye, Filistin ve Anadolu topraklarında ehlileştirilmiştir. Zeytin ağacı ve zeytin, denizcilik yolu ile İ.Ö. 3000 yıllarında Kıbrıs ve Girit’e, İ.Ö. 2000’lerde Ege adaları ve kıyılarına, İ.Ö. 1000’li yıllarda da İtalya’ya ulaşmıştır.  Aslen bir Akdeniz bitkisi olan zeytin 16.yy’da Hıristiyan misyonerler tarafından Meksika, Arjantin, Peru ve Şili’ye götürülmüş, 18.yy’da da Kuzey Amerika’da zeytinlikler kurulmaya başlanmıştır. Bugün Yeni Zelanda, Avustralya, Güney Afrika ve hatta Çin’de zeytinciliğe büyük ilgi gösterilmektedir.

 

İnsanlar deliceleri aşılayarak, denizler ötesi başka toprakları bu ağaçla tanıştırarak, yeni üretim teknikleri geliştirerek, bilgilerini nesilden nesile aktararak binlerce yıllık olağanüstü bir serüveni paylaşmışlardır.

Mısır müzesinde bulunan İÖ 3000 yılından kalma bir kabartma, zeytinle ilgili bilinen en eski görsel malzemedir. Girit’te yaklaşık İÖ 1600’lerden kalma birçok vazoda, duvar kabartmalarında zeytin ağacı, zeytin yaprağı ve yıldız biçimindeki zeytin çiçeği figürlerini görebiliriz.
İslamiyet’te zeytin ağacının kökeni Âdem’in yeryüzüne indiği günlere dek götürülür. Kısas-ı Enbiya’da anlatıldığı gibi, Âdem kendi teninde ağrı duydu ve Tanrı’ya yakındı. Bunun üzerine Cebrail zeytin ağacı indirdi ve buyurdu: ‘’Bunun yemişini ye ve sık ki, bunu içinde bütün ağrılara şifa vardır.’’
Efsaneye göre Atina kentinin koruyuculuğu için Olympos Tanrıları kendi aralarında anlaşamayınca hakemlik Tanrılar Tanrısı Zeus’a düşmüş. Zeus insanlığa en faydalı hediyeyi getirenin adını bu kente vereceğine ve bu yeni kentin koruyucu Tanrısı yapacağına söz vermiş. Denizler Tanrısı Poseidon üç çatallı mızrağını toprağa saplayınca heybetli bir at ortaya çıkmış. Ardından Zeus’un öz kızı, Bilgelik tanrıçası Athena mızrağını toprağa batırınca bir zeytin ağacı yeşermiş. Gümüşi yaprakları güneşte ışıldayan zeytin ağacını gören Zeus kentin sahipliğini tereddütsüz Athena’ya bırakmış.

Bu ağacın filizlerinden üretilen oniki zeytin fidanı Atina’da Akademi’nin bahçesine dikilmiş ve bu ağaçlardan Athena’nın kutsal zeytin ağaçları yetiştirilmiştir. Herodotos’un söylediğine göre moriae diye bilinen bu kutsal zeytin ağaçları özel yasalarla korunurdu. Öyle ki bu ağaçların tek bir dalını izinsiz koparmak bile ölümle cezalandırılırdı. Kutsal zeytin ağaçlarının dallarından örülen taçlar her dört senede bir, Tanrıça Athena’nın doğum günlerinde yapılan Panathinakos oyunlarında kazananların başına ödül olarak takılırdı ve bu atletlere Tanrıca Athena’nın ağaçlarından toplanan zeytinlerden sıkılan zeytinyağı ile doldurulmuş amforalar verilirdi.

Eski çağlarda Artemis kültünün en önemli merkezi olan Efesliler, Apollon ile Artemis’in altında doğdukları zeytin ağacının kendi şehirlerinde olduğunu iddia ederlerdi.
Zeytinciliği insanoğluna öğreten Aristaeus’tur. Deliceleri aşılayıp ıslah etmeyi, toprağı sürmeyi, zeytin tanelerini hasat etmeyi öğreten ve ilk yağ preslerini de icat edendir.
Romalılar için de zeytin ağacı önemli bir yere sahiptir. Tanrı soyundan gelip Roma’yı kurduğuna inanılan Romus ve Romulus kardeşlerin de zeytin ağacının altında doğduğuna inanılır.
Kuran-ı Kerim’in Tin Suresinde de ‘’and olsun incire ve zeytine’’ denilerek, zeytin ağacı üzerine yemin ederek onurlandırılır.

1400 yıl önce İslam dini Peygamberi Hz.Muhammed inananlarına vücutlarına zeytinyağı sürmelerini tavsiye etmişti ve kendisi de başına sürerdi. Zeytinyağı kullanımı birçok dinde ve kültürde karşımıza çıkar. Özel seremonilerde ve genel sağlık amaçlı kullanılagelmiştir. Hıristiyan Kilisesi’nde vaftiz sırasında yağlama için kullanılan kutsal yağ zeytinyağıdır. Christmas ayininde, Papaz tarafından kutsanan zeytinyağı kullanılır. Yunan ve Yahudi tanrılarının kutsanması da zeytinyağı ile olmuştur.

İNCİR AĞACININ TARİHÇESİ

İncir ağacı, insanlık tarihini biçimlendiren bir ağaç türü. İnsanlık tarihinden çok daha eski bir tarihi var. Bazı kaynaklarda incir ağacının 80 milyon yıllık bir geçmişi olduğu bildirilmiş. Her dinde veya kutsal kitaplarda sözü edilen, medeniyetlerin doğuşunda da etki olmuş bir ağaçtır. Ağacı ve meyvesi ile imparatorlukların, krallıkların, bilimin, sosyal hayatın, askeri unsurların her zaman ilgisini çekmiştir. Dinsel ve mitolojik kaynaklarda her zaman verimliliğin, bereketin sembolü olmuştur. Kutsal bir meyve ve ağaç olan incire özellikle Asya ülkelerindeki medeniyetlerde rastlıyoruz. Bazı Asya ülkelerindeki kabilelerde ve alt kültürlerde incir ağacı iktidar sembolü olarak görülmüş ve ibadet yeri olarak kabul edilmiş. Budistler ve Hindular da halen ibadetlerinde incir kullanmaktadır. Eski Mısır’da, Sümerler’de, Romalılar’da, Antik Yunan’da, Osmanlı’da incirden izler görüyoruz.

İncir sadece medeniyetlerin kuruluşunda etkili olmamış. Yıkılan medeniyetleri de incir ağacı gölgelemiş ve saklamıştır. Uzakdoğu’daki birçok medeniyetin çeşitli sebeplerle çöküşü sonrası büyük tapınakları kökleri ile sararak içine almıştır. Örneğin Maya piramitleri, Khmer tapınakları gibi devasa yapılar incir ağacının kökleri tarafından istila edilmiştir.

Türkiye’de çok kullanılan “ocağına incir ağacı dikmek” deyimi, yukarıda bahsettiğimiz durumla ilgili... Anlamı; “ocağını söndürmek, aileyi, evini, barkını yıkmak, ev sahiplerine hayatı zindan etmek” şeklindedir. Bu deyimin anlamı aslında incire atfedilen önemi gözler önüne seriyor. Şöyle ki; bazı yıkılmış ve enkaz halindeki yapılarda ağaçların büyük bir bölümü incir ağacıdır. İncir, suyu çok sevdiği için kökleri de çok yayılır. Bu sebeple terk edilmiş veya enkaz haline gelmiş yerleri incir ağacının kökleri sarar ve içine alır. Öyle ki, terk edilmiş bazı yapıların bacalarında da incir ağacı kökleri görülmüştür. Evlerin yakınına dikilen incir ağacının köklerinin evin temeline zarar verebileceği ifade edilir. Bu sebeple “ocağına incir ağacı dikmek” ifadesi beddua amaçlı da kullanılmıştır.

 

İncir Ağacının Özellikleri Nelerdir?
İncir ağacının botanik literatürdeki adı ‘Ficus Carica’dır. Dutgiller familyasının bir üyesidir. Ficus cinsi bitkilerin 800 kadar türü vardır ve bunlar arasında en önemli ve ticari amaçlarla kullanın tek ağaç incirdir. Anavatanı güneybatı Asya ve doğu Akdeniz’dir. Bazı kaynaklarda incirin anavatanının Türkiye olduğu ifade edilmiştir. Türkiye’den Suriye, Filistin, Ortadoğu, Çin ve Hindistan’a yayıldığı belirtiliyor. Türkiye’de en çok Ege Bölgesi’nde yetişir. Aydın ve İzmir gibi illerde yoğun olarak üretim ve ticareti yapılmaktadır. Ilıman iklimlerde yetişen incir, kışın ılık, yaz aylarında da sıcak ve kuru yerler ister. Ortalama 15-20 derece sıcaklıkların olduğu bölgelerde rahatlıkla yetişebilmektedir.

İncir bitkisinde çiçekler, boş meyvelerin içinde saklıdır. Bitkiler çiçeklerini sergilerken incirin çiçekleri gizlidir. Ayrıca birçok bitkinin kökleri yer altında olurken, incirin kökleri yer üstüne çıkabilmektedir. İncir meyvesi, yalancı meyvelerin içinde saklıdır. İncirin dişi ve erkek ağaçları vardır. Dişi ağaçların meyveleri erkek ağaçlara göre daha büyük ve daha fazladır. Dişilerin meyveleri lezzetlidir, erkek ağaçların meyveleri ise genellikle “tozlaşma” için kullanılır. Tozlaşma, erkek organında üretilen polenin dişi organın tepecik bölümüne yapışması olayıdır.

İncir ağacı, hemen hemen her toprakta yetişebilir. Kayalıklarda, taşlar arasında, bitkiler üzerinde bile incir ağaçları görülür. Kireç bakımından zengin topraklarda daha kısa sürede büyüdüğü görülmektedir. Kışın yapraklarını döker. Eksi 9 derecenin altındaki soğuklardan ve don olaylarından çok etkilenir.

Dünya üzerinde bugüne kadar 700’ün üzerine incir türü olduğu tahmin ediliyor. En büyük incir ağacı türü, Hindistan’da bulunan ve ‘Banyan’ olarak bilinen Hint inciridir. Banyan, 20 metreye kadar uzunluğa ulaşabilir. Yüzyıllarca yaşayabilir. Dünyadaki en geniş ağaçtır.

İncir ağacı dünya üzerinde yaklaşık 1200 canlı türünün beslenmesini sağlıyor. Bütün bitkilerden daha fazla yaban hayatını besleyen bir ağaçtır. İncirle beslenen canlılar bu ağacın tohumlarının dağılmasına da yol açarak ekolojik hayata temel oluşturuyor. Bazı bilim adamları incirin yok olması halinde dünyanın yok olacağı görüşünü benimser. Hatta yanardağ bölgelerinde ekolojik hayatın bittiği sanılan alanlarda incir ağacı yetişerek diğer bitkilerin yetişmesine yol açar. Ormanların gelişmesinde de önemli bir rol oynar. Kısaca arılar gibi incir de canlılar için hayati bir öneme sahiptir.