Elli iki ülkeden yüz üç bilim insanının katıldığı Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nde kamuoyuyla paylaşılann, arazi kullanımı ve tarım ilişkisi hakkında şuana kadar hazırlanmış en geniş kapsamlı rapor olan çalışma, sürdürülebilir arazi yönetiminin hem gezegenin geleceği hem de insanların refahı için kritik öneme sahip olduğunu gözler önüne seriyor.


"FOSİL YAKIT KAYNAKLI EMİSYONLAR AZALTILMALI"


Paris Anlaşması'nın hedeflerine ulaşmak için arazi yönetimini geliştirilmesi, tarımı iklim için bir çözüm haline getirilmesi ve fosil yakıt kaynaklı emisyonlarının azaltılması gerekiyor. Bunların hepsini aynı anda yapılması gerekiyor.


Rapora göre insanların neden olduğu sera gazı emisyonları topraklara eşi benzeri görülmemiş zararlar veriyor ve gıda güvenliğini tehdit ediyor. İnsanoğlu, arazileri devasa ve sürdürülemez taleplerini karşılamak için kullanıyor ve bu durum ivedilikle değişmez ise iklim krizini önlemek mümkün olmayacak.


"TOPRAKLAR BÜYÜK BİR BASKIYLA KARŞI KARŞIYA"


Toprakların büyük bir baskı ile karşı karşıya olduğunu ve bu baskının iklim değişikliği ile giderek daha da fazla derinleştiğini ifade eden çalışma, aynı zamanda sürdürülebilir arazi yönetiminin iklim krizinin çözümüne büyük katkı sağlayabileceğini de ortaya koyuyor.


"AKDENİZ'DE KURAKLIK ARTACAK"


Çalışma aynı zamanda Türkiye’ye dair önemli bulgular da ortaya koyuyor:
Akdeniz bölgesinde kuraklığın hem yoğunluk hem de sıklığının artacağı ifade ediliyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu bu bölgede, her geçen gün daha fazla insan kuraklıktan etkileniyor, gıda güvenliği sekteye uğruyor.
Artan aşırı hava olayları, Akdeniz bölgesine toprağın bozulmasını hızlandırıyor, iklim değişikliği gıda güvenliği için tehdit unsuru olarak ön plana çıkıyor


Çalışma, iklim değişikliğinin araziler üzerindeki etkileri, arazi yönetimi çerçevesinde iklim değişikliğini tetikleyen unsurlar ve iklim değişikliğine çözüm olabilecek yöntemleri gözler enine seriyor.


SU KITLIĞI


Rapordon bazı önemli bulgular;


"Kurak bölgelerde, su kıtlığı önemli acil bir zorluk olarak önümüze çıkıyor. 1,5°C ve üzerindeki küresel ısınmada bu tehdit çok daha tehlikeli bir hal alıyor."


"İklim krizi ve ilgili aşırı hava olayları ile gıda üzerindeki etkileri ülke içi ve uluslararası göçü tetikliyor."


ARAZİ YÖNETİMİ ÖNEMLİ BİR EMİSYON KAYNAĞI


Tarım, ormancılık ve diğer toprak kullanım biçimleri küresel insan kaynaklı sera gazı emisyonların yüzde 23’ünden sorumlu.


Küresel gıda sistemi, ise toplamda küresel emisyonların yaklaşık yüzde 37‘sinden sorumlu. Özellikle sığır yetiştiriciliği, pirinç yetiştiriciliği ve gübre kullanımı bu emisyonların temel kaynağı olarak ön plana çıkıyor.


Gıdaların yaklaşık üçte biri ya çöpe atılıyor ya da kayboluyor. Bu gıdalar aynı zamanda bozulurken sera gazı emisyonlarına da sebep oluyor. Gıda atığını azaltmak hem gıda güvenliği hem de iklim değişikliği ile mücadale açısından oldukça önemli.


"ARAZİLER ÇÖZÜMÜN PARÇASI OLABİLİR"

 

Rapora göre; "Topraktaki doğal süreçler ise yaklaşık olarak fosil yakıt ve endüstri kaynaklı karbon dioksit emisyonlarının üçte birine eşdeğer miktarda karbon dioksit yutuyor. Toprak bu açıdan iklim krizinin çözümünde önemli bir rol oynuyor."


"Arazi yönetimi, sürdürülebilir doğaya uyumlu tarım uygulamalarını yaygınlaştırarak, gıda atığını önleyerek, dengeli beslenme ile, ormansızlaştırmayı durdurarak ve ekosistem onarımı ile iklim krizinin çözümüne dönüşebilir. Bu adımlar hem emisyonları azaltabilir, hem arazilerin sağlayabilir hem de iklim şoklarına karşı daha kırılgan olan toplulukları güçlendirilmesinin sağlayabilir."


"Gıda atıklarını önleyerek ve daha düşük emisyonlu gıda tüketimi ile ciddi emisyon azaltımı sağlanabilir."


ARAZİLERİN İNSANLARI BESLEMEYE DEVAM EDEBİLMESİ İÇİN...


Rapor aynı zamanda önemli bir uyarı da yapıyor ve ivedilikle harekete geçilmesi gerektiğini söylüyor.


Arazilerin insanları beslemeye devam edebilmesi ve iklim krizinin etkilerine uyum sağlanabilmesi için ivedi ve geniş kapsamlı iklim eylemlerine ihtiyaç var. Bu eylemler bir yandan emisyon azaltımı için de önemliyken diğer bir yandan arazi yönetiminde bu sürdürülebilir iklim eylemlerine ekosistemleri ve biyolojik çeşitliği korumak ve onarmak için de ihtiyaç duyuluyor.