Neşet Ertaş Kültürevi’nde gerçekleşen söyleşide Pınar Kür, hayatını ve yazarlıkla ilgili hikâyelerini okurlarıyla paylaştı.

 

“Bitmeyen Aşk”, “Yarın Yarın”, “Asılacak Kadın” adlı yapıtlarıyla edebiyatımızda önemli bir yere sahip olan yazar Kür, “Aslında hep oyuncu olmak istiyordum. Fakat ailem karşı çıktı. Ben de kendimi yazarlıkta geliştirdim. Bu alanda eğitimime ağırlık verdim. Tiyatrolarda çalıştım. Zorluklarını, rekabet ortamını görünce iyi ki olmamışım, iyi ki baba sözü dinlemişim ve yazar olmuşum” dedi.

 

Edebiyatın içine doğduğunu söyleyen Pınar Kür, “Edebiyata yönelmemde ailemin büyük rol oynadığını söylemeliyim. Annem hem edebiyat öğretmeni hem de çocuk edebiyatı yazan bir kadındı. Teyzem ise Türk edebiyatının tanınmış isimlerinden Halide Nusret Zorlutuna. İki kardeş evde birbirleriyle Divan edebiyatı konuşurlardı. Evin içinde öğrenmeme gerek kalmadan, okuma yazma bilmeden önce ezbere şiirler okurdum. Kendi kendime aruz veznini çözmüş biri olduğum için edebiyat o yaşlarda içime, ruhuma işlemişti. Dolasıyla benim edebiyatçı olmamam mümkün değildi. İnsanın doğduğu çevresi onun hayatını, kişiliğini çok önemli ölçüde etkiliyor. Ailem müzik ile ilgileniyor olsaydı belki de bugün karşınızda bir müzisyen oturuyor olurdu” dedi.

 Uzun yıllar hem İngiltere hem de Amerika’da eğitim görüp, yaşamasına rağmen annesinin Türkçe’den onu uzak bırakmadığını, Türk edebiyatının iyi kalemlerinden eserler okuduğunu söyleyen Pınar Kür şunları söyledi: “Annem hep Nazım Hikmet’ler, Sait Faik’ler, Ahmet Hamdi Tanpınar’lar, Halide Edip’ler okuturdu bize. Hatta küçükken Nâzım Hikmet’in ‘Salkımsöğüt’ şiirini okurdum. O yüzden dilimizden hiç kopmadık."

 

Okurlarından gelen nasıl yazar olunmalı sorusuna Pınar Kür, “Hayatı tanıyıp da yazı yazmalısınız. Hep söylediğim gibi “Yazmak yaşamaktır”. Okumak o yüzden çok ama çok önemlidir” dedi.

 

Söyleşinin ardından Pınar Kür, okurları için kitaplarını imzaladı.