Tarih Vakfı bünyesinde çıkarılan Toplumsal Tarih’in yeni sayısı için hazırlanan ‘Demokrat Parti İktidarı ve Emek Hareketi’ dosyasında farklı perspektiflerden yazılmış makaleler bir araya getirildi. Makaleler, Demokrat Parti döneminde canlanan emek ve sendikacılık hareketlerinin bir yanıyla barındırdığı mücadeleci karakteri gösterirken, diğer yanıyla da hem içeride iki parti arasındaki rekabetin hem de savaş sonrası dönemin uluslararası hegemonya mücadelesinin bir konusu haline geldiğine işaret ediyor ve emek tarihi çalışmalarında yokluğu uzun zamandır eleştirilen toplumsal cinsiyet perspektifine de dönemin kadın işçileri üzerinden bakış atıyor.

AŞAĞIDAKİLER VE YUKARIDAKİLER
 
Sinan Yıldırmaz'ın editörlüğünde hazırlanan ‘Demokrat Parti İktidarı ve Emek Hareketi’ dosyası, Hakan Koçak, Görkem Akgöz, Tuna Ayber ve Aziz Çelik ile birlikte on yıllık Demokrat Parti iktidarına ilişkin çalışmalarda sıkça incelenen “yukarıdaki” aktörlerin dışında, toplumsal ve politik alanda mücadele eden “aşağıdakilerin”, emekçinin ve emeğin sesine kulak vermeyi amaçlıyor. Dosyada emek tarihi çalışmalarında çoğunlukla gölgede kalmış 1950'ler, dönemin ruhunun baskıcı karakterine rağmen bir sonraki döneme miras kalacak mücadeleci ve bağımsız sendikacılık gayretinin doğuşu, emek hareketinin kadın aktörleri ve savaş sonrası dönemin yeni dünya düzeninden etkilenme biçimleri bağlamında ele alınıyor.
 
Yeni sayısıyla üç ayrı makale ile Nâzım Hikmet'i anan Toplumsal Tarih’in 305.  sayısının kapağını da Ömer Durmaz'ın arşivinde yer alan, ilk kez bir sergide ve yayında kullanılarak açığa çıkan 1935 tarihli bir Nâzım Hikmet portresi oluşturuyor.

NAZIM HİKMET’İN YOLCULUĞU

Dosyada Nilay Örnek, Prof. Dr. Haluk Oral ile yaptığı söyleşide okuyucularını Oral'ın küratörlüğünü yaptığı sergi ve aynı ismi taşıyan yeni kitabı "Nâzım Hikmet'in Yolculuğu"na tanıklık etmeye davet ederken, Haluk Oral da doğumundan ilk kez hapisle tanıştığı 1928 yılına kadarki hayatını bir yol hikayesi olarak ele alıyor.

Mehmet Perinçek, Nazım Hikmet’in 1 Mayıs anılarını bilinmeyen konuşma ve yazılarıyla ilk kez okuyucuyla buluşturuyor. Mehmet Ö. Alkan ise Yıldız Sertel'in anılarının, fikirlerinin, hesaplaşmalarının ve Türkiye'deki son yıllarının izini Sertel'in Ardımdaki Yıllar kitabı üzerinden sürerek Sertel ailesinin Nazım Hikmet'le ilişkisine değiniyor.
 
Derginin dosya dışı yazıları arasında Hakan Yılmaz'ın makalesi, “Ulubatlı Hasan”ın da sonradan uydurulmuş bir efsane olduğu düşüncesini, bir Bizans kroniğinden ve yeni ortaya çıkarılan meçhul kabrinden yola çıkarak yeniden tartışmaya açıyor.

KADIN- ERKEK EMEĞİ

Ceren Çelik, Balkan ve I. Dünya savaşları ile ekonomisi çöken Osmanlı'nın, II. Meşrutiyet sonrası kamusal alanda daha görünür hale gelen kadınların emeğine başvurmasını Hilâl-i Ahmer Hanımlar Merkezi Dârü's-sınâa'sı etrafında ele alıyor.
 
Kitabiyat köşesinde Salih Özbaran, Cemal Kafadar'ın "Kendine Ait Bir Roma" adlı eserini Rumîlik/Türklük kavramları etrafında ele alıyor. Serap Mumcu Geronazzo ise 1 Mart'ta vefat eden Venedikli ünlü Osmanlı tarihçisi, Türk Tarih Kurumu Onur Üyesi Prof. Dr. Maria Pia Pedani'nin öğrenme ve üretme tutkusu, tebessüm ve başarılarla dolu hayatının kısa bir panoramasını sunuyor.
 

ERMENİ VE OSMANLI BASINI

Murat Cankara, Osmanlı'da Gayrimüslim Basından başlıklı köşesinde bu ay “Batı Ermeni Rönesansı”nın ilk yurdu olarak görülebilecek İzmir'de Ermenice olarak çıkan ve yer yer Ermeni harfli Türkçe metinlere de yer veren İzmirli dergisinin 9 Ekim 1909 tarihli sayısında yer alan “Mütalaa” başlıklı yazıyı, dönemin Ermeni basınında dil, eğitim, mezhep, Türklerle temas ve birey-millet ilişkileri konusunda nasıl bir müzakere yürütüldüğüne dikkati çekiyor. Emel Seyhan'ın hazırladığı “Osmanlı Basınında Yüz Yıl Önce Bu Ay” sayfalarında ise Mayıs 1919'da İzmir'in işgali ve sonrasındaki gelişmelerin basınımızdaki yansımaları ele alınıyor.