Hakkı Tan

Hakkı Tan

Homovictimus

Porselen-Plastik: İki Sınıflı "Birlik" Sofrası

19 Mart 2026 - 18:18

Ramazan, birleştirici bir ruhla pazarlanır; ancak bu sofralar artık birer politik tiyatro sahnesinden farksız. Sahnenin arka planında "dayanışma" sloganları yankılanırken, ön planda iki ayrı dünya servis ediliyor: Makamın porseleni ve halkın plastiği.

Bu, lojistik bir aksaklık veya bir "tercih" değil; zihniyetin masaya yansıyan en çıplak, en kibirli halidir.

Protokolün önündeki o porselen tabaklar, sadece bir yemek gereci değil; o masada "ayrıcalıklı" ve "dokunulmaz" olmanın, yani "yukarıdakilerin" simgesidir. Porselenin o soğuk ve ağır duruşu, makamın üstünlüğünü fısıldar. Peki, vatandaşın önüne istiflenen o plastik kaplar neyi temsil ediyor? "Senin için yeterli olan budur, sen bu kadarını hak edersin, senin değerin bu kullan-at ambalaj kadardır" mesajını.

"Aynı sofrayı paylaşıyoruz" sloganı, bu görsel uçurumun yanında kaba bir yalandan ibaret kalıyor. Belediye Başkanı veya protokol porselenden yemeğini yerken, halkına aynı ortamda "dayanışma" nutukları atmak; ancak derin bir empati yoksunluğu ve kurumsallaşmış bir kibirle açıklanabilir. Bu, halkı "eşitlemek" değil, aksine halkı kendi sınıfsal hiyerarşisinde "yerine oturtmak"tır.

Gerçek bir buluşma, tabağın kalitesinde "biz ve onlar" ayrımı yapmaz. Ancak bu görüntüler, yönetenlerin halktan ne kadar koptuğunu ve artık sadece "görüntü vermekten" ibaret bir şovla yetindiğini ifşa ediyor. Plastik kapların içindeki yemek belki aynıdır; fakat o yemeği sunuş biçiminizdeki o derin uçurum, aranızdaki mesafenin gerçek kanıtıdır.

Velhasıl; porselen tabaklarınızın ağırlığı altında ezilen, halkın plastiğe mahkûm edilmiş "dayanışma" algısıdır. Bu, hizmet etmek değil; hizmet kılıfına sarılmış bir sınıf ayrımcılığıdır. Sahnenin ışıkları kapandığında, porselenler yıkanıp kaldırılırken, vatandaşın önüne konulan o plastik kapların tadı damakta sadece "değersizlik" hissi bırakır.


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum