Geçtiğimiz hafta önümüze dökülen 3.5 milyon sayfalık Jeffrey Epstein belgelerine ve eş zamanlı yürüyen Sean "Diddy" Combs davasına bakıp "Adalet eninde sonunda tecelli ediyor" diye düşünenleriniz olabilir. Olayların yüzeysel akışı, gerçekten de kirlenmiş isimlerin tek tek sahneden çekildiği izlenimini veriyor.
Ancak Hakkı Tan’ın dün (9 Şubat) yayınlanan ve siyaset bilimi çevrelerinde ses getireceğe benzeyen "Ontolojik Suçun Ekonomi Politiği" başlıklı çalışması, bize madalyonun bambaşka bir yüzünü gösteriyor .
Tan’ın ortaya koyduğu "Barış Ortamı Teorisi" (Peace Environment Theory), yaşadığımız süreci anlamlandırmak için oldukça sarsıcı ama bir o kadar da açıklayıcı bir çerçeve sunuyor. Gelin, bu karmaşık teoriyi ve güncel olayları biraz daha yakından, "arka mutfağa" bakarak inceleyelim.
Hukuk Vitrindir, Asıl İşler "Arka Kapı"dan Yürür
Modern devlet anlayışı bize şunu öğretir: "Hukuk, toplumsal düzenin temelidir." Hakkı Tan ise buna itiraz ediyor. Ona göre hukuk, sadece kitleler için tasarlanmış şık bir vitrindir; bilgisayar diliyle söylersek bir "Kullanıcı Arayüzü"dür (User Interface) .
Ancak elitlerin dünyasında, güç ilişkilerini yöneten asıl işletim sistemi (Operating System) hukuka değil, suça dayalıdır. Tan buna "Ontolojik Suç" diyor . Yani suç, bu sistemde bir sapma, bir hata veya bir kaza değildir; aksine sistemin çalışması için zorunlu bir yakıttır.
Neden mi? Çünkü demokratik yollarla insanları ikna etmek pahalıdır ve garantisi yoktur. Oysa şantaj (Kompromat), sadakati sağlamanın en ucuz ve en kesin yoludur . Birinin açığını yakaladığınızda, o kişi artık sistemin sadık bir parçası olur.
İfşalar Adalet İçin Değil, "Yük Atmak" İçin
Peki, sistem şantaj üzerine kuruluysa, neden şimdi İngiliz Lordu Peter Mandelson veya Fransız eski bakan Jack Lang gibi isimler soruşturuluyor? Neden Jeffrey Epstein dosyaları H.R. 4405 yasasıyla ortalığa saçıldı? .
Teoriye göre bunun sebebi adalet değil, "Kontrollü İfşa"dır (Controlled Disclosure) .
Bunu bir elektrik şebekesi gibi düşünün. Şebekeye aşırı yük bindiğinde, ana trafonun patlamasını engellemek için bazı bölgelerin elektriğini kesersiniz. Buna mühendislikte "yük atma" (load shedding) denir. İşte şu an yaşanan tam olarak budur. Sistem, kendi bekasını sürdürmek için "yanmış", artık işlevini yitirmiş veya çok fazla dikkat çeken "toksik" isimleri feda etmektedir .
Mandelson’un istifası veya Diddy’nin yargılanması, sistemin temizlendiğini değil, kendini korumak için safra attığını gösterir.
Özel Sektörde Suçun "Bayilik" Sistemi: Diddy Vakası
Makale, Sean "Diddy" Combs davasını da bu perspektiften okuyor. Diddy’nin kurduğu düzen, Epstein’in kurduğu şantaj ve istismar ağının eğlence sektöründeki bir "şubesi" veya "bayisi" (franchise) gibidir .
Dikkatli okurlar fark etmiştir: Diddy, "fuhuşa aracılık" gibi bireysel suçlardan ceza alırken, savcıların ısrarla üzerinde durduğu "suç örgütü" (RICO) suçlamasından beraat etti .
Bu karar tesadüf değildir. Eğer Diddy bir "örgüt lideri" sayılsaydı, bu örgütle iş yapan müzik şirketleri, medya patronları ve finansörler de soruşturmaya dahil edilecekti. Sistem, "bireyi" cezalandırarak "yapıyı" koruma yoluna gitti . Diddy hapse girer, ama müzik endüstrisindeki sömürü çarkı dönmeye devam eder.
Gerçek Bir Barış Neden İmkansız?
Hakkı Tan’ın çalışması karamsar bir sonuca varıyor: Batı'nın ekonomi politiği, gizli kapaklı şantaj ağlarına (Sistema) ve suç ortaklıklarına bu kadar bağımlıyken, şeffaf ve adil bir "Barış Ortamı" kurmak yapısal olarak imkansızdır .
Önümüze atılan milyonlarca sayfalık belge, gerçeği aydınlatmak için değil; bizi bilgiye boğarak (data deluge) asıl mekanizmayı görmemizi engellemek içindir .
Sonuç olarak; bugün manşetlerde gördüğümüz tutuklamalar ve istifalar, bir devrimin ayak sesleri değil; sadece büyük bir makinenin bakım-onarım çalışmasıdır.
https://www.academia.edu/s/a7af427270


FACEBOOK YORUMLAR