Türkiye'ye "Sarı Baro" Utancı Yaşatmayın

ABONE OL

CHP'nin avukat kökenli vekili Mahmut Tanal, iktidarın baroların yapısını değiştirme yönündeki çalışmalarını, 'Hedefleri sarı sendika gibi sarı baro kurmaktır. Alternatif baro, Türkiye'nin sarı, iktidar barosu deneyimiyle tanışması olur' şeklinde yorumladı.

 

CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla hız kazanan iktidarın baroların ve meslek örgütlerinin yapısını değiştirme planına sert tepki gösterdi.

BAROLARI TESLİM ALMAK BİR FETÖ PROJESİYDİ

Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan Tanal, seçim sistemi değiştirilerek barolardan intikam alınmak istendiğini belirterek, “Barolarla ilgili düzenleme FETÖ döneminde de gündeme gelmişti. Baroları teslim almak bir FETÖ projesiydi. Anlaşılan iktidar, raftan indirdiği düzenlemeyi genişleterek baroları kendince hizaya getirmeye çalışıyor. Avukatlar ve bağlı bulundukları barolar, yargının kurucu unsurudur. Hukuk devletinin olmazsa olmazıdır. Bir ülkede demokrasinin olup olmadığını öğrenmek istiyorsanız, ilk baroların hukuki durumuna bakmanız lazım. Barolar iktidara bağımlı mı, değil mi diye baktığınızda o ülkenin demokrasi karnesi ortaya çıkar. Yol yakınken iktidarı yanlıştan vazgeçmeye davet ediyoruz. Kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlar olan baroların yapısıyla oynanmasına asla izin vermeyeceğiz” dedi.

TÜRKİYE ‘SARI BARO’ DENEYİMİYLE TANIŞACAK!

Medyaya sızan bilgilerden, Erdoğan’ın talimatlandırdığı AKP’li hukukçuların üzerinde çalıştığı düzenlemede alternatif baro seçeneğinin de yer aldığının anlaşıldığını ifade eden Tanal, iktidarın hedefinin sarı sendikalar gibi sarı, yandaş barolar kurmak olduğunu kaydederek şunları söyledi: “Sarı sendika, işçiden çok işverenin menfaatlerini kollayan, sermaye çevreleriyle işbirliği içinde olan, patronlardan talimat alan, grev kırıcılık yapan, işçilerin haklarını almasını engelleyen, iktidara göbekten bağlı sendikadır. Sarı sendikacılık tüm dünyanın olduğu gibi Türkiye’nin de sorunudur. 17 yıldır ülkeyi yöneten AKP, sarı sendikacılık deneyimini çok sevmiş olmalı ki, kolayca yönetebileceği, yandaş, sarı baro kurma yönünde hazırlık yapıyor. Adına ister çoklu baro deyin, ister alternatif baro deyin, bir ilde birden fazla baronun kurulması demek, Türkiye’nin sarı, iktidar barosu deneyimiyle tanışması olur. Sarı olarak nitelendireceğimiz barolar, avukatların hak ve yükümlülüklerini korumak, insan hakları savunuculuğu yapmak yerine iktidarın çıkarlarını, hakkını, hukukunu koruyacak. Dünyanın hiçbir yerinde iktidarın barosu olmaz. Barolar hukuk arar, adalet arar, özgürlük arar. Barolar iktidara biat etmez. İktidardan talimat alır hale gelen, cübbesine düğme diktirene savunma makamı, avukat denmez. Türkiye’ye ‘sarı baro’ utancı yaşatmasınlar.”

AVUKATLARIN HİÇBİR ZAMAN EFENDİLERİ OLMADI

Avukatların her zaman kendilerine “Biz ne yaptığımız zaman avukat olmaya yaklaşıyor ve ne yapmadığımız zaman uzaklaşıyoruz?” sorusunu sorması gerektiğini dile getiren Tanal, Molierac’ın bilinen veciz ifadelerinin yalnızca Türkiye’deki hukukçuların değil, tüm dünyadaki hukukçuların mesleki yaşamına yön vermesi gerektiğini vurguladı. Tanal, Molierac’ın o sözlerini “Görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile, ne hakime, hele ne iktidara tabiyiz. Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. Fakat hiçbir hiyerarşik üst de tanımıyoruz. En kıdemsizin en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar tarih boyu köle kullanmadılar ama hiçbir zaman efendileri de olmadı” şeklinde aktardı.

PLATON’UN BU SÖZLERİNİ DÜŞÜNSÜNLER

CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal, Erdoğan’ın talimatıyla baroları etkisizleştirme çalışması yürüten hukukçuları, Platon’un (Eflatun) “Her toplumda yönetim kimde ise, güçlü odur. Her yönetim, kanunlarını işine geldiği gibi koyar. Demokratlar demokratlığa uygun kanunlar, zorbalar zorbalığa uygun kanunlar, ötekiler de öyle… Bu kanunları koyarken kendi işlerine gelen şeylerin, yönetilenler için de doğru olduğunu söylerler, kendi islerine geleneklerden ayrılanları da kanuna, doğruluğa aykırı diye cezalandırırlar… Doğruluk her yerde birdir; yönetenin işine gelendir. Güç de yönetende olduğuna göre, düşünmesini bilen her adam bundan şu sonuca varır: Doğruluk güçlünün isine gelendir.” şeklindeki sözlerini de bir kez daha düşünmeye davet etti.