CHP Sözcüsü Emre "Kantarın Topuzu Kaçtı"

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, Aziz İhsan Aktaş'ın araç hediye ettiği Isparta Belediyesi'ne soruşturma açılmadığını belirterek, "Isparta Belediyesi'nden 10 tane ihale almış. Isparta Belediyesi'ne ilişkin bir soruşturma var mı? Yok. Belediye başkanı görevde mi? Görevde. Peki bizim belediye başkanımız görevde mi? Değil. Nerede? Cezaevinde. Peki siz bu durumda nasıl bir adil yargılamadan bahsedersiniz? Dolayısıyla buradaki VIP protokol duruşmanın ilk günü gördüklerimiz oradaki uygulamaya baktığımızda aslında peşinen ceza verildiğinin aslında henüz yargılama yapılmadan cezaların verildiğinin çok açık göstergesidir" dedi.

CHP Sözcüsü Emre "Kantarın Topuzu Kaçtı"
Editör: İlk Haber
28 Ocak 2026 - 19:22
KANTARIN TOPUZU KAÇMIŞTIR; DAVA SEÇMECEDİR, KEYFİDİR

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, partisinin İstanbul İl Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenledi. Emre, şunları kaydetti:

"Dün itibariyle partimize yönelik kumpas davalarından biri başladı ve devam ediyor. Kamuoyunda Aziz İhsan Aktaş liderliğinde suç örgütü iddianamesi olarak bilinen dava Marmara Cezaevi Yerleşkesi içerisinde bulunan büyük salonda başladı. Yargılama başladı diyoruz ama başından bu ana kadar aslında büyük bir tiyatro oyununun oynandığını ve bunun figüranları olduğunu ifade edebiliriz. Çünkü suç örgütü lideri olarak konumlanan hakkında Cumhuriyet Savcılığı tarafından 704 yıl hapis cezası istenen ilgili kişi adliyeye VIP salonlardan, VIP geçişlerden, hâkim savcılarının geçtiği yerden koruma ordusuyla geliyor. Mahkeme salonuna orada yargılanan belediye başkanlarımızın annesi, babası, eşi, çocuklarından sadece bir kişi alınabilir diye kısıtlama geldiği ortamda salona o şekilde girebiliyor. Ayrı bir kapıdan elini kolunu sallayarak tekrar çıkabiliyor. Ve bu kişi hakkında 704 yıl hapis cezası isteniyor. Bizim belediye başkanlarımızın birçoğuyla ilgili istenen hapis cezasının alt sınırı 4 yıl. Ve bunlar tutuklu. Yani hep ülkedeki ikili hukuk sisteminden, gariplikten bahsediyoruz. Ancak şu anda bugün itibariyle 2’nci duruşması yapılan o yargılama o tiyatroyla ilgili şunu söyleyebiliriz; Türk yargı tarihinde böyle bir örneğin eşi benzeri görülmüş değildir. Bir kişiyle ilgili bir suç örgütü kurduğunu söylüyorsanız ve onunla ilgili itham ediyorsanız Türk Ceza Kanunu açıktır. Lider olarak gösterdiğiniz kişi o dosya kapsamındaki tüm suçlardan ayrıca müteselsilen sorumludur. Dolayısıyla ‘ben suç işledim’ diyen kişinin serbest, ‘vallahi ben suç işlemedim’ diyenin tutuklu olduğu başka bir dönemi hiçbir zaman görmedik. Ortada bir yolsuzlukla mücadele yoktur, bir siyasi yargı operasyonu vardır. Ve kantarın topuzu kaçmıştır. Dava seçmecedir, keyfidir. Dosya geniştir ve buradaki hedefin de Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu ifade edelim."

"TAYYİP ERDOĞAN SANDIĞA KENDİSİNİN KAZANMASI KOŞULUYLA SAYGI DUYUYOR"

Aziz İhsan Aktaş'ın şirketlerine verilen ihalelerin büyük bölümünün iktidar tarafından verildiğini belirten Emre, savcılık tarafından 2014-2019 yıllarına işaret edildiğine dikkati çekerken, bu döneme yönelik soruşturma olmamasına tepki göstererek, şöyle konuştu:

"Hukukta şöyle bir ibare vardır; hayatın olağan akışına aykırılık. Yani bir kişi düşünün. Bu kişi sürekli kriminal işler yapıyor, ihaleye fesat karıştırıyor, suç işliyor, örgüt kuruyor, rüşvet veriyor. Ama söz konusu Adalet Kalkınma Partisi belediyeleri ve kamu kuruşları olduğunda oradaki işini dört dörtlük yapıyor. Yani buna kimsenin inanmasını bekleyemezsiniz. Biz hep diyoruz ki Türkiye'nin en temel sorunu ikili hukuk sistemi. Şimdi çok çarpıcı bir örnek daha vermek istiyorum. Bizim belediye başkanlarımızdan birinin tutuklanmasına gerekçe gösterilen suçlardan biri ne biliyor musunuz? Efendim bu kişi ihale alma karşılığında Renault Clio marka araç hediye etmiş. İddia bu. Ki bu iddia da seçim dönemiyle ilişkin. Peki aynı kişi Isparta Belediyesi'ne A8 Long marka araç hediye etmiş. Ve o Isparta Belediyesi'nden 10 tane ihale almış. Peki şimdi buradan soralım. Isparta Belediyesi'nin ilişkin bir soruşturma var mı? Yok. Açılan dava var mı? Yok. Belediye başkanı görevde mi? Görevde. Peki bizim belediye başkanımız görevde mi? Değil. Nerede? Cezaevinde. İddia ne? İddia da bu. Peki siz bu durumda nasıl bir adil yargılamadan bahsedersiniz? Dolayısıyla buradaki VIP uygulama, VIP protokol duruşmanın ilk günü gördüklerimiz oradaki uygulamaya baktığımızda aslında peşinen ceza verildiğinin aslında henüz yargılama yapılmadan cezaların verildiğinin çok açık göstergesidir. Burada bir delil standardı yoktur. Bakın kanunumuz der ki; ‘tek başına tanık ifadesiyle kimseye mahkumiyet veremezsiniz.’ Görgüye dayalı tanıklık olması lazım. Biz geçmişte yürüyen kamunun bildiği o 17-25 dahil bütün o soruşturmalarda ne gördük? Kamera kaydı gördük. Fiziki takip tutanağı gördük. Görgüye dayalı tanıklık gördük. Telefon tapesi gördük. Dinlemeler gördük. Bu dosyalarda böyle tek bir örnek görebiliyor musunuz? Bir tane örnek var mıdır ki somut olarak para sayma makinelerinin paraların ortada gezdiği ve suçun sübut hale geldiği bir örnek gösterebiliyor musunuz? Bütün bunlar yok. Şimdi yargı bağımsızlığı çok uzunca bir süredir Türkiye'de zedelenmiştir.

Tayyip Erdoğan sandığa kendisinin kazanması koşuluyla saygı duyuyor. Millet iradesine ancak kendisinin ve partisinin kazanması koşuluyla saygı duyuyor. Ortada millet iradesiyle yürüyen bir kavga, yürüyen bir mücadele vardır. Bunun evveli 2019’dur. 2019 yerel seçiminden sonra engellemeye, karalamaya, kara propagandaya yönelik bir kampanya yürüdü. 2024’te bunun işe yaramadığı görülünce bu sefer yargı eliyle yürüyen büyük bir kumpas var. Silivri’de büyük bir salon var ancak küçük şeffaflık var. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz dedik ki: ‘Bu böyle yürümez ya erken seçim yapalım, halkın hakemliğine gidelim. El koyduğunuz yerlerdeki seçimleri yenileyelim. Yok ona da hayır diyorsanız buyurun yargılamaları açık canlı yayında yapalım 85 milyonun hakemliğine gidelim.’ Buna ilk başta tamam dediler ancak 9 Mayıs tarihinde TBMM'de vermiş olduğumuz bu yöndeki kanun değişikliği önergesini Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi milletvekilleri oylarıyla reddedildi. Yani bu yönüyle baktığımızda MHP temsilcisinin de ‘keşke mevzuat uygun olsa da bunlar canlı yayında verilse’ söyleminin havada kaldığını siyaseten boş olduğunu çünkü bizzat kendi oylarıyla bunu reddettiklerini söylüyoruz. Şimdi biz iktidara, kamuoyuna soruyoruz. Birincisi; iddia edilen yapı örgüt ise 2014-2019 dönemine ilişkin ihaleler neden soruşturma kapsamını alınmamıştır? İkincisi; ihaleleri yüzde 77’si AKP'li belediye kaynaklıysa neden bir yönetici hakkında bir soruşturma ve dava açılmamıştır?

Tutuklama tedbirinin istisnai ve ölçülülük prensipleriyle getirilen bir tedbir olduğu ortadayken niye söz konusu olan Cumhuriyeti Halk Partili belediye başkanları olurken bu istisnai uygulama esas uygulama haline getirilmektedir. Beşincisi de bu kadar yüksek iddialar karşısında duruşmaların şeffaflığı kamu denetimi ve basın erişimi konusunda neden bu kadar fazla kısıtlama getirilmiştir? Bizim talebimiz açıktır. Biz yargılamadan da korkmuyoruz, hiçbir çekincemiz de yok. Canlı da olsun diyoruz. Ama ve lakin seçilen belediye başkanlarını milli iradenin yerine gelmesi için öncelikle tutuksuz yargılanmasını ve yargılamaların da şeffaf bir şekilde yürümesini talep ediyoruz. Unutmayalım, zulüm ile abat olunmaz, hukuk da bir gün herkese lazım olur."

Cumhurbaşkanı’na hakaret davalarındaki artışa dikkati çeken Emre, bini aşkın çocuk hakkında bu nedenle dava açıldığını belirterek, "Parlamenter sistemde Meclis tarafından seçilen Cumhurbaşkanının günlük siyasi polemiklerden uzak tutulması maksadıyla ayrı düzenleme getirilmiştir. Şimdi bizde şu an parlamenter sistem kaldırılmıştır. Cumhurbaşkanı bazen Cumhur'un başıdır, bazen Adalet ve Kalkınma Partisi'nin başıdır. Bir siyasi partinin genel başkanıdır. Burada ayrı bir uygulama olmaz. Kaldı ki kendisiyle ilgili en ufak eleştiriye Cumhuriyet Savcılıkları tarafından soruşturma açılmaktadır. Sayıları sayı itibariyle baktığımızda bu sayı 200 bini geçmiştir ve mahkumiyet sayısı da yaklaşık 20 binleri bulmaktadır. Ve bunların içerisinde de son günlerde sürekli çocuk istismarı yapan bunların üzerinden bir siyasi istismar yapan iktidar içerisinden ibretliktir. Bini aşkın çocuk vardır. Dolayısıyla böyle bir tabloda öncelikle bu kanunun değişmesi gerekir" dedi.

"YASA DIŞI DEDİĞİNİZ MERKEZLE İLGİLİ 22 NİSAN 2025 TARİHLİ İÇİŞLERİ BAKANI MÜFETTİŞİNİN RAPORU VAR"

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı bir kreşte bir çocuğa şiddet uygulandığı iddiasına ilişkin konuşan Emre, "Medya kuruluşlarıyla birlikte topyekun yalan saldırı ve iftira kampanyası başlamıştır" ifadelerini kullandı. İBB’nin CHP’ye geçmeden önce kreş sayısının sıfır olduğunu 2019 seçimlerinden bu yana toplam 127 kreş açıldığını belirten Emre, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bütün araştırmalar gösteriyor ki bizim bu hizmetimiz gerçekten ciddi karşılık bulmaktadır. Buna karşı AK Parti Sözcüsü çıktı kameraların önünde dedi ki, ‘ortada iki ayrı devleti andıran uygulama var. Sorun bundan kaynaklanmaktadır.’ İşte sanki bu ülkedeki belediyeler başka devletin yapısıymış, uzantısıymış gibi konuşan bir yaklaşım. Halbuki Anayasamız açıktır. Der ki idare merkezi yönetim ve yerel yönetimiyle birlikte bir bütündür, ayrı tutulamaz. Şimdi burada devlet içinde devlet kavramı, tabii zihinleri buraya gidiyor. Çünkü bu dönem içerisinde Cumhuriyet tarihinde bir paralel devlet yapılanması devlet içerisinde yuvalanarak bir tarikatın darbeye girişecek güce eriştiği bir dönemi gördük. Onun için paralel yapıyla birlikte Türkiye'de bu ülkenin seçkin insanlarına, askerine, bu ülkenin rektörüne, bu ülkenin aydınlarına kumpas kurdukları için geçmişte akıllar oraya gidiyor. Paralel devlet yapılanması. Çünkü nasıl olduğunu iyi biliyorlar. Bilinç altında bu ibare var.

Bir defa yasa dışı dediğiniz merkezle ilgili 22 Nisan 2025 tarihli İçişleri Bakanı müfettişinin raporu var. Diyor ki, ‘İBB tarafından açılan Yuvamızı İstanbul Merkezleri Belediyelerin sosyal hizmet sunma yetkisi kapsamındadır ve hukuka uygundur.’ Daha 9 ay evvel İçişleri Bakanlığı'nın vermiş olduğu yazıya dahi o bilgiden dahi uzak bir yönetim anlayışının olduğunu görüyoruz. İkinci iftira görüntüleri sakladılar, denetimden kaçırdılar. Gerçek ise bakın biz bu kamera görüntülerini 4 farklı resmi yazıyla emniyet bilimlerine teslim etmişiz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri olarak. Oradaki arkadaşlarımız bunu ifade ediyor. Üçüncüsü de 15 gün saklanması gereken kayıtları 3 ay saklamışız. Dolayısıyla ilk tutanağı tutan da bizim arkadaşlarımızdır 2 Aralık tarihi itibariyle. Ben Büyükşehir Belediye Başkan Vekilimiz Sayın Nuri Aslan'ın dün söylediği sözü tekrarlıyorum. Madem bu kadar samimiler, madem Aile Bakanı da bu konuda açıklama yapıyor, buyursun. Alsın İBB Başkan Vekilini de yanına, buyursun bu merkezleri bir gezsinler. Örnek alsınlar, nasıl Türkiye genelinde çocuklara bakılır? Nasıl annelere destek olunur? Nasıl annelerin çalışması için teşvik edildi? Bunu bir görsünler."

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum