Erol Altunoğlu (Araştırmacı Yazar)

Erol Altunoğlu (Araştırmacı Yazar)


DİKEY BAHÇELER

13 Ekim 2020 - 20:16

İklim değişikliği, hava kirliliği gibi etkileri giderek artan küresel çevre sorunları ile karşı karşıyayız.

Bu sorunlar özellikle büyük şehirlerde yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor.

Hava kalitemizi etkileyen kaynakların başında ise hiç kuşkusuz KARAYOLU ULAŞIMI geliyor.

Ülkemizde TÜİK verilerine göre trafiğe son 20 yılda ~3 kat artışla kayıtlı araç sayısı 23 milyona ulaştı.

Üstelik her geçen gün yenileri eklenmeye devam ediyor.

Bu araçların 4,2 milyonu İstanbul'da;

İş veya gezi amaçlı ziyaretlerle Mega Şehre giren araç sayısı katlanıyor.

Bu araçlar bir taraftan hava kirliliğine yol açarken, aynı zamanda da kişilerin huzur ve sükununu bozan gürültüye neden olurlar.

Olumsuzları gidermek için birçok adım atılıyor.


Tüm dünyada giderek yaygınlaşan metotlardan biri de DİKEY BAHÇELER.

Dikey bahçelerdeki bitki örtüsü araçlardan kaynaklanan gürültüyü doğrudan tek yöne yansıtmaktan ziyade çok yöne saçarak dağılmasını sağlar.

Bir kısmını da kendi içerisinde sönümleyerek bir nevi gürültü bariyeri işlevi görür.

Araştırmalara göre %40 azaltım (8dB) sağlanabiliyor.

Yine egzozlardan salınan önemli hava kirleticileri için bir nevi filtre görevi görürler.

Araştırmalara göre 60 m2'lik bir bahçe duvar 40.000 kg zararlı gaz ile 15 kg ağır metali süzebilir.

Keza zararlı uçucu organik bileşikleri absorbe ederek hava kalitesine katkı sunarlar.

Önemli etkilerden birisi de sera gazlarını önlemesi;
Küresel ısınmaya yol açan sera gazları için yutak alanı olurlar.

Sadece 1 m2'lik YAŞAYAN duvar;

Havadan 2,3 kg CO2 uzaklaştırır.

Aynı zamanda da yaşam kaynağımız olan 1,7 kg O2 sunarlar.

 

Dikey bahçeler, güneşten gelen ışığı da soğurarak bölgedeki sıcaklığı dengeler ve ısı adalarının oluşmasını önler.

Ayrıca bitkilerin terlemesi yoluyla da ortamdaki enerjiyi soğurarak doğal serinlik sağlar.

Yine yeşil alanların mental açıdan kişileri rahatlatıcı etkisi de var.

Halihazırda İstanbul'da yeşil alanların bakımı için ilaçlama yapılıyor.

Üstelik insanların çocuklarıyla dinlenme, vakit geçirme, spor yapma vb için geldikleri park ve bahçelerde.

Hal böyleyken bahçe duvarlarda kullanılan ilaçlamaların zararından bahsetmek ne kadar doğru?

Kaldı ki bu ilaçlamalar bitkilerin sağlığı için gerekli olan çoğu zararsız nitelikte olanlar.

 

Eğer ki sorun ilaçlama ise o zaman sormak lazım.

Yeşillikler yerine BOYAMA yapılıyor.

Boya içerisinde UÇUCU ORGANİK BİLEŞİK (UOB) denilen sağlığa zararlı yüzlerce kimyasal var.

55.000 m2'lik bahçe duvarları boyamak için ortalama 10.000-15.000 litre boya gerekiyor.

Boya içeriğine solvent bazlı/su bazlı olmasına bağlı olarak UOB'ler değişebiliyor.

Ancak dış mekanlarda kalıcı boya tercihi yapılır.

Bu durumda EN AZ 5-10 Ton UOB havaya salınacak.

Bu kimyasallar diğer gazlarla etkileşime girerek daha zararlı kimyasalların oluşmasına yol açabiliyor.

Etkileşime girdikleri gazlardan biri NO2.

NO2'nin en büyük kaynağı araçlar.

UOB'ler, NO2 etkileşime girerek Yer Seviyesi Ozon (Kötü Ozon) oluşumuna sebebiyet verir.

Kötü Ozon ciddi solunum yolu hastalıklarına yol açan bir kirletici;

Şimdi söyler misiniz?

Hangisi daha zararlı?

Her parkta kullanılan ve bitki sağlığı için gerekli olan ilaçlama mı?

Yoksa ihtiyaç olmadığı halde yapılan bu boyama işi ile salınan UOB ve Kötü OZONLAR mı?

 

Avrupa'nın gözdeki Paris'in 1 milyon m2 hedefi varken;

16 milyon nüfusa ve yıllık 12 milyonluk misafiri ağırlayan dünyanın incisi boğaza sahip İstanbul ve İstanbullular sadece 55000 m2'sini hak etmiyor mu?

 

İstanbul'da toplam ~1 milyon m2 duvar var,

Bunun sadece 55.000 m2'si Bahçe Duvar,

Üstelik canlı duvarlar, 

Bozulan bitki yok, 

Sistem çalışır vaziyette.

 

Boyama işine sağlam olan BAHÇE DUVARLARDAN ziyade bu boş duvarlardan başlansaydı;

Daha AKILCI ve PLANLAMACI olmaz mıydı?

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar