Çok mu acil!
“Birini arayınca önce ‘çok mu acil?’ diye karşılık almak” aslında birkaç toplumsal değişimin üst üste binmiş hali gibi görünüyor. Tek bir nedeni yok; hem iletişim kültürü değişiyor hem de insanların zihinsel yükü arttı.
Bence burada üç ana katman devreye girmiş gibi görünüyor. Ama bu bana göre belki gibi anlamlar da taşıyabilir
Telefon aramasının anlamı değişti,İnsanların dikkat kapasitesi daraldı ve belki de sosyal ilişkilerde görünmez bir savunma dili oluştu.
Eskiden telefon etmek “normal iletişim”di. Şimdi ise mesajlaşma varsayılan hale geldi. Bu yüzden birçok insan için ani telefon araması artık şöyle algılanıyor gibi düşünebiliriz.
Bir sorun mu oldu?,Benden hemen bir şey mi istenecek?, Şu an dikkatimi bölmem gerekecek mi?
Yani telefon artık nötr değil; çoğu kişide “aciliyet” çağrışımı yapıyor. Özellikle genç kuşaklarda bu çok belirgin.
Belki de bu nokta önemli.
Bu sadece zaman yönetimi değil, aynı zamanda psikolojik savunma da içeriyor olabilir.
“Çok mu acil?” cümlesi bazen şunların kibar versiyonu olabiliyor.
Şu an duygusal enerjim yok. Konuşmaya hazır değilim. Kontrolü kaybetmek istemiyorum veya Mesaj atsaydın daha rahat hissederdim.
Yani doğrudan reddetme değil ama spontane yakınlığa karşı bir filtre.
Çünkü modern yaşam insanları sürekli bölünmüş dikkat halinde tutuyor.
Bazen insanlar bıkıyor da.
iş mesajları,bildirimler,ekonomik stres,sosyal medya,sürekli ulaşılabilir olma baskısı…
Bunun sonucu olarak insanlar kendilerini korumak için iletişimi “kontrollü” hale getiriyorlar. Mesajlaşma bu yüzden daha güvenli hissettiriyor:
Bana göre bir başka boyut daha var.
Toplumsal olarak “yakınlık toleransı” azaldı.
Eskiden plansız aramalar samimiyet göstergesiydi. Şimdi birçok kişi için plansız temas bir tür müdahale gibi algılanabiliyor. Bu biraz bireyselleşmenin, biraz da tükenmişliğin sonucu.
Fakat bu durum tamamen olumsuz da değil. Bazı insanlar gerçekten zamanlarını korumaya çalışıyor.
Çünkü gün içinde, onlarca mesaj,iş baskısı,sürekli erişilebilir olma hali
insanı yoruyor.
Bu yüzden “çok mu acil?” bazen kaba değil, sadece “Şu an zihinsel alanım sınırlı”demek oluyor.
Yine de bu bir iletişim kopukluğu sayılır.
İnsanlar sürekli bağlantıda ama daha az müsait hissediyorlar. Paradoks tam burada.
Belki en ilginç değişim şu
Eskiden iletişim kurmak zordu ama insanlar daha açıktı.
Şimdi iletişim çok kolay ama insanlar daha korunaklı.
Bu yüzden büyük ihtimalle kişisel bir reddedilmeden çok, çağın iletişim refleksiyle ilgili. Ama tabii ilişkinin niteliğine göre bazen pasif bir mesafe koyma anlamı da taşıyabilir. Bunu ayıran şey genelde devamındaki davranışa dikkat etmek gerekir.
Aradığınız kişi sonra geri dönüyor mu?,gerçekten konuşuyor mu?sadece anlık sınır mı koyuyor? yoksa sürekli kaçınma mı var?
Asıl sinyal orada oluyor bence
O yüzden aradığınız kişiye şu soruyu sormayı alışkanlık haline getirin
“Müsait misiniz”