Yönetmek, Benzetmek Değil; Farklılıkları Bir Arada Güçlendirebilmektir

Sinan Bayraktar
ABONE OL


İş yaşamında uzun yıllardır yöneticilere eğitimler veriyorum. Gittiğim hemen her kurumda benzer bir cümle duyuyorum.

“Hocam, ekipte herkes farklı…”

Aslında sorun tam da burada başlıyor.

Çünkü birçok yönetici bu cümleyi bir problem ve hatta ciddi sıkıntı olarak görüyor.
Oysa doğanın kendisi bize tam tersini söylüyor.
Bir ormana baktığınızda sadece çam ağaçlarından oluşan bir yapı göremezsiniz.

Meşe, kayın ,ladin vardır,çalılar,kuşlar ve mantarlar vardır.
Hepsi farklıdır.
Ama birlikte yaşarlar.
Çünkü doğa benzerliği değil, çeşitliliği yönetiyor. 
İşletmeler de bundan farklı değildir.
Bir ekipte analitik düşünen insanlar olacaktır.
Sezgileriyle hareket edenler olacaktır.
Hızlı karar verenler olacaktır.
Detaycı çalışanlar olacaktır.
İçine kapanık olanlar…
Sosyal olanlar…
Sessiz ama üretken çalışanlar…
Enerjisiyle ortamı hareketlendirenler…
Sorun bu farklılıklar değildir.
Sorun, yöneticinin hepsini kendisine benzetmeye çalışmasıdır.
Birçok yönetici farkında olmadan şu cümleyi kurar:

“Ben olsam böyle yapardım.”

İşte ekiplerin gelişimini durduran en tehlikeli cümlelerden biri budur.

Çünkü liderlik, insanları kendine benzetme sanatı değildir.

Liderlik, farklı insanların güçlü yönlerini aynı hedef doğrultusunda bir araya getirebilme becerisidir.

Bugün başarılı şirketlere baktığımızda ortak bir özellik görüyoruz.

Farklı disiplinlerden insanlar aynı masada oturuyor.

Mühendis ile pazarlamacı…
Finansçı ile tasarımcı…
Genç çalışan ile otuz yıllık deneyime sahip yönetici…

Aynı fikirde oldukları için değil…
Birbirlerini tamamladıkları için değerliler.

Çeşitliliğin olmadığı yerde fikir çatışması da olmaz.

Ama unutmayalım ki fikir çatışmasının olmadığı yerde yenilik de doğmaz.

Yönetici için asıl beceri, çatışmayı ortadan kaldırmak değildir.

Onu üretken hale getirebilmektir.

Çünkü doğru yönetilen fikir ayrılıkları, kurumun en büyük inovasyon kaynağıdır.

Bunun için yöneticilerin kendilerine şu soruyu sormaları gerekir:

“Ekibimde bana benzeyen insanlar mı var, yoksa birbirini tamamlayan insanlar mı?”

İkincisi varsa kurum büyür.

Birincisi varsa kurum sadece tekrar eder.

Bugün kurumların ihtiyacı olan şey, aynı düşünen insanlar değildir.
Aynı hedefe farklı yollarla ulaşabilen insanlardır.

Çeşitliliği yönetmek, herkese aynı davranmak değildir.
Herkesin farklı değer üretebildiği ortamı oluşturabilmektir.

Çünkü iyi yöneticiler ekip kurar.
Büyük liderler ise ekosistem oluşturur.

Ve ekosistemler, tek tip canlılarla değil; farklılıkların uyumu sayesinde yaşar. 
Mevcutları kabul etmek için onları ve kendimizi iyi tanımamız gereklidir. 
Sağlıklı ve huzurlu ortam için önce kabul ,sonra empatik düşünce ve düşünmeyi bilen bir zihin olduğunda doğru yoldayız 
Kalın sağlıcakla 
İş yaşamında uzun yıllardır yöneticilere eğitimler veriyorum. Gittiğim hemen her kurumda benzer bir cümle duyuyorum.

“Hocam, ekipte herkes farklı…”

Aslında sorun tam da burada başlıyor.

Çünkü birçok yönetici bu cümleyi bir problem ve hatta ciddi sıkıntı olarak görüyor.
Oysa doğanın kendisi bize tam tersini söylüyor.
Bir ormana baktığınızda sadece çam ağaçlarından oluşan bir yapı göremezsiniz.

Meşe, kayın ,ladin vardır,çalılar,kuşlar ve mantarlar vardır.
Hepsi farklıdır.
Ama birlikte yaşarlar.
Çünkü doğa benzerliği değil, çeşitliliği yönetiyor. 
İşletmeler de bundan farklı değildir.
Bir ekipte analitik düşünen insanlar olacaktır.
Sezgileriyle hareket edenler olacaktır.
Hızlı karar verenler olacaktır.
Detaycı çalışanlar olacaktır.
İçine kapanık olanlar…
Sosyal olanlar…
Sessiz ama üretken çalışanlar…
Enerjisiyle ortamı hareketlendirenler…
Sorun bu farklılıklar değildir.
Sorun, yöneticinin hepsini kendisine benzetmeye çalışmasıdır.
Birçok yönetici farkında olmadan şu cümleyi kurar:

“Ben olsam böyle yapardım.”

İşte ekiplerin gelişimini durduran en tehlikeli cümlelerden biri budur.

Çünkü liderlik, insanları kendine benzetme sanatı değildir.

Liderlik, farklı insanların güçlü yönlerini aynı hedef doğrultusunda bir araya getirebilme becerisidir.

Bugün başarılı şirketlere baktığımızda ortak bir özellik görüyoruz.

Farklı disiplinlerden insanlar aynı masada oturuyor.

Mühendis ile pazarlamacı…
Finansçı ile tasarımcı…
Genç çalışan ile otuz yıllık deneyime sahip yönetici…

Aynı fikirde oldukları için değil…
Birbirlerini tamamladıkları için değerliler.

Çeşitliliğin olmadığı yerde fikir çatışması da olmaz.

Ama unutmayalım ki fikir çatışmasının olmadığı yerde yenilik de doğmaz.

Yönetici için asıl beceri, çatışmayı ortadan kaldırmak değildir.

Onu üretken hale getirebilmektir.

Çünkü doğru yönetilen fikir ayrılıkları, kurumun en büyük inovasyon kaynağıdır.

Bunun için yöneticilerin kendilerine şu soruyu sormaları gerekir:

“Ekibimde bana benzeyen insanlar mı var, yoksa birbirini tamamlayan insanlar mı?”

İkincisi varsa kurum büyür.

Birincisi varsa kurum sadece tekrar eder.

Bugün kurumların ihtiyacı olan şey, aynı düşünen insanlar değildir.
Aynı hedefe farklı yollarla ulaşabilen insanlardır.

Çeşitliliği yönetmek, herkese aynı davranmak değildir.
Herkesin farklı değer üretebildiği ortamı oluşturabilmektir.

Çünkü iyi yöneticiler ekip kurar.
Büyük liderler ise ekosistem oluşturur.

Ve ekosistemler, tek tip canlılarla değil; farklılıkların uyumu sayesinde yaşar. 
Mevcutları kabul etmek için onları ve kendimizi iyi tanımamız gereklidir. 
Sağlıklı ve huzurlu ortam için önce kabul ,sonra empatik düşünce ve düşünmeyi bilen bir zihin olduğunda doğru yoldayız 
Kalın sağlıcakla