En Pahalı Gösteri

Sinan Bayraktar
ABONE OL



İşlerim gereği Anadolu’nun birçok şehrini dolaşıyorum. 
Bazen Anadolu’nun küçük kasabalarında yaşlı bir ustaya rastlarsınız.
Dükkânı eskidir, kapısı gıcırdar, tezgâhı yılların izini taşır. Bir çoğu ile de kısa sohbetler yaparım. 
Bu ustaların eline aldığı her iş kusursuzdur.
O dükkanın yanından geçen birçok insan ise son model otomobiliyle gelir geçer..
Saatleri pahalıdır , telefonları yenidir, kıyafetleri markadır. Servetleri vardır ama ustanın kazandığı saygıyı satın alamazlar
 
Bazı insanlar servetlerini göstererek büyümeye çalışırlar.
Bazıları ise karakterleriyle…
Birkaç saat evvel ,Dünyanın en büyük mobilya imparatorlukların birini kuran İkea’nın kurucusu Ingvar Kamprad’ın hayatına ilişkin bir yazıyı okurken Anadolu’daki o eski ustaları hatırladım. 
Dünyanın en büyük mobilya imparatorluklarından birini kurmasına rağmen yıllarca eski otomobil kullandı.
Ekonomi sınıfında uçtu.
Lüks oteller yerine mütevazı yerlerde kaldı.
Birçok insan bunu cimrilik sandı.
Türkiye’de ilginç bir değişim yaşıyoruz.
Eskiden insanlar zengin olmak isterdi.
Bugün ise zengin görünmek istiyor.
Aradaki fark küçücük gibi görünse de aslında iki farklı hayat inşa ediyor.

Birincisi üretirken, İkincisi tüketiyor. 
Birincisi birikim oluştururken , İkincisi beğeni toplamaya uğraşıyor. 
Birincisi gelecek için çalışırken, ikincisi bugünkü alkış için yaşar.
Hele Sosyal medya ise bu yarışın en büyük stadyumu hâline geldi.

Artık birçok insan aldığı evi yaşamak için değil, paylaşmak için;
gittiği restoranı yemek için değil, fotoğrafını çekmek için;
arabasını ulaşım için değil, görünmek için kullanıyor.
Oysa gösterişin ilginç bir özelliği vardır.
Susuzluğu suyla değil, tuzla gidermeye benzer.
Ne kadar gösterirseniz, bir sonraki gösteriye o kadar ihtiyaç duyarsınız.
Anadolu’da güzel bir söz vardır:
“Boş teneke çok ses çıkarır.”
Bu söz yalnızca insanlar için değil, kurumlar ve ülkeler için de geçerlidir.
Gerçek değeri olanın kendini sürekli ispat etmeye ihtiyacı yoktur.
Meyve veren ağacın dalları nasıl ağırlaştıkça eğiliyorsa, gerçekten güçlü insanlar da yükseldikçe daha mütevazı olurlar.
Bugün birçok aile gelirinden çok itibarını finanse etmeye çalışıyor.
Kredi kartları bazen ihtiyaç için değil, başkalarının gözündeki görüntüyü korumak için kullanılıyor.
Aslında borç alınan para çoğu zaman eşya satın almıyor.
Onay satın almaya çalışıyor.
Fakat onay, en pahalı alışverişlerden biridir.
Çünkü hiçbir zaman tamamen ödenemez.

Belki de gerçek soru şudur:
Biz gerçekten zenginleşiyor muyuz?
Yoksa sadece daha pahalı görünmeyi mi öğreniyoruz?
Kamprad’ın bize bıraktığı en büyük ders belki de budur.
Gerçek güç, harcayabildiğin para değildir.
Gerçek güç, kimseye bir şey kanıtlama ihtiyacı hissetmediğin andır.
Ve gerçek zenginlik…
Bankadaki rakamdan önce zihindeki özgürlüktür.
Çünkü gösterişten kurtulan insan, başkalarının alkışına değil; kendi değerlerine yaslanır. Tıpkı geçen yazımda olduğu gibi “ Kendine yaslanmak”
Sağlıcakla kalın,