Sinan Bayraktar

Sinan Bayraktar

Gündem Analiz

KUTSALI SIRADANLAŞTIRMAK

11 Eylül 2026 - 17:34

Bazı davranışlar iyi niyetle başlar; zamanla alışkanlığa, ardından da neden yaptığımızı düşünmeden tekrarladığımız bir rutine dönüşür.

Cuma mesajları da biraz böyle değil mi?

Bizim toplumumuzda cuma, Müslümanlar açısından yalnızca haftanın bir günü değildir. Manevi anlam taşıyan; insanın kendisine, çevresine ve Yaradan’a dönüp bakmasını hatırlatan özel bir gündür.

Bu nedenle bir dostumuza “Hayırlı Cumalar” demekte elbette yanlış bir şey yoktur. Samimiyetle söylendiğinde, birini hatırlamanın ve ona selam göndermenin güzel bir yoludur.

Ancak özellikle WhatsApp üzerinden gönderilen cuma mesajlarının zamanla başka bir noktaya taşındığını düşünüyorum.

Cuma sabahı telefonunuzu açıyorsunuz:

Çiçeklerin üzerinde dualar…

Gün doğumunun önünde camiler…

Altın harflerle yazılmış ayetler, hadisler ve temenniler…

Aynı mesaj bazen onlarca farklı kişiden geliyor. Bir süre sonra içeriğine değil, ekranın üstündeki “iletildi” ibaresine bakmaya başlıyoruz.

İşte sorun burada başlıyor.

Çünkü her tekrar anlamı güçlendirmez.

Bazı tekrarlar anlamı aşındırır.

Kutsal olanın karşı karşıya kaldığı en büyük tehlikelerden biri sıradanlaşmaktır. Bir davranış düşünmeden yapılan otomatik bir harekete dönüştüğünde biçim korunur, fakat içerik yavaş yavaş kaybolabilir.

Daha düşündürücü olan ise bu alışkanlığın zaman zaman sosyal bir beklentiye dönüşmesidir.

“Ben ona her cuma mesaj atıyorum, o bana hiç atmıyor.”

Bu cümleyi çevremizde kaç kez duymuşuzdur?

O noktada mesele artık cuma değil, karşılık beklemektir. İnançtan doğan bir davranış, farkında olmadan sosyal bir muhasebeye dönüşür:

Kim gönderdi?
Kim cevap verdi?
Kim kalp koydu?
Kim görüp geçti?

Böylece manevi bir gün, istemeden de olsa bir aidiyet yoklamasına dönüşebilir.

Burada şu soruyu sormak gerekir:

Bu mesajlar bizi gerçekten birbirimize yaklaştırıyor mu, yoksa yalnızca bağlı olduğumuz hissini mi üretiyor?

Çünkü iletişim, yalnızca mesaj göndermek değildir; karşı tarafa gerçekten değebilmektir.

Belki cuma günü elli kişiye aynı görseli göndermek yerine uzun süredir aramadığımız bir dostumuzu arasak, hasta olanın halini sorsak, darda kalan birine sessizce yardım etsek, kırgın olduğumuz biriyle barışsak ya da anne babamızı arasak cuma gününün ruhuna daha fazla yaklaşmış oluruz.

Beni tanıyan çok yakın dostlarım bilirler ,doğum günleri için eğer bende telefonu varsa ararım ve sesimi duyurarak kısaca kutlarım.
Daha güzel olduğunu da inanıyorum

Bir çalışana, komşuya veya eski bir dosta içtenlikle “Nasılsın?” demek, bazen hazır bir mesajdan çok daha anlamlıdır.

Ben meseleyi inancın azlığı ya da çokluğu üzerinden değerlendirmiyorum. Tam tersine, inançlı bir toplumun kendi değerlerini alışkanlığın sıradanlaştırıcı etkisinden koruması gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü değerli olan, sürekli gösterildiği için değil, gerçekten yaşandığı için değerlidir.

Belki de cuma günü birbirimize gönderebileceğimiz en güzel mesaj şudur:
“Bugün senin için ne yapabilirim?”
Çünkü inanç gösterildiğinde değil, yaşandığında derinleşir.
Kutsal olanı korumanın yolu, onu sürekli tekrarlamak değil; anlamını kaybetmeden yaşayabilmektir.
Hayırlı cumalarımız çok olsun ,sağlıkla olsun
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum