Makam Mı, Kartvizit Mi, Masa Mı?
İnsan Bir Yüzü Değil, O Yüzün Taşıdığı Ruhu Sever
İş Hayatında Gerçek Etki Neden Kartvizitte Değil, Karakterdedir?
İş dünyasında ilk izlenim önemlidir.İyi giyinmek, etkili konuşmak, güçlü bir özgeçmişe sahip olmak, prestijli bir makamda oturmak…
Bunların hepsi insanlarda ilk etkiyi oluşturur. Ancak uzun yıllar yöneticilik, danışmanlık ve eğitim alanında edindiğim deneyim bana çok farklı bir gerçeği gösterdi:
İnsan bir yüzü değil, o yüzün taşıdığı ruhu sever.Bunu iş yaşamına uyarlarsak;
Çalışanlar yöneticinin makamını değil, karakterini takip eder.Çünkü makam saygı kazandırabilir.Fakat güven kazandıramaz. Ünvan yetki verebilir.Ama bağlılık oluşturamaz.
Maaş insanı işe getirir.Ancak kurumda tutan şey çoğu zaman yöneticinin insana dokunabilen tarafıdır.İş hayatında “ruh” dediğimiz şey aslında kurum kültürünü oluşturan görünmeyen değerlerdir.Adalet, Empati, Tutarlılık, Samimiyet,Sözünün arkasında durmak…
İnsana değer vermek…İşte bunlar çalışanların her gün hissettiği ama hiçbir organizasyon şemasında yazmayan unsurlardır.
Bugün birçok kurum teknolojiye yatırım yapıyor. Yeni yazılımlar alıyor.Yapay zekâ projeleri geliştiriyor.Ofislerini yeniliyor.
Ancak çalışanların ayrılma nedenlerine baktığınızda çoğu zaman teknoloji değil, ilişkiler karşınıza çıkıyor.
İnsanlar şirketlerden çok, kötü yöneticilerden ayrılıyor. Çünkü kurumların da bir ruhu vardır.
Ve o ruhu oluşturan kişiler liderlerdir.
Bir yönetici toplantıya girdiğinde sadece konuşmaları değil, enerjisi de odaya girer.
Bir kriz anında sadece kararları değil, sakinliği de ekibe bulaşır.
Bir hata karşısında sadece verdiği tepki değil, adalet anlayışı da herkes tarafından hafızaya kaydedilir.
Çalışanlar zamanla yöneticinin yüzünü değil;
Zor zamanda yanında duruşunu, Başarıyı paylaşmasını, Hatalarda suçlu aramak yerine çözüm üretmesini, Güven veren duruşunu, İnsan onuruna gösterdiği saygıyı hatırlar.
Çünkü iş hayatında kalıcı etki bilgiyle değil, karakterle oluşur.
Bugün birçok yönetici etkili sunum yapmayı öğreniyor.İkna teknikleri eğitimi alıyor.Liderlik kitapları okuyor.Bunların hepsi değerlidir. Ancak çalışanlar, yöneticinin anlattıklarından çok yaşattıklarına inanır.Liderlik, konuşulan değil hissedilen bir davranıştır.
İnsanlar sizin yüzünüzü zamanla unutabilir.Kartvizitiniz değişebilir.
Makamınız bir gün bitebilir.Ama birlikte çalıştığınız insanların hafızasında bıraktığınız duygu yıllarca yaşamaya devam eder.İşte gerçek liderlik tam da burada başlar.
Çünkü insanlar sizin ne söylediğinizi değil;Onlara nasıl hissettirdiğinizi hatırlar.
Belki de kurumların sürdürülebilir başarısının en önemli sırrı budur.
Güçlü markalar yalnızca kaliteli ürün üretmez.
Güzel binalar yapmaz. Onlar önce güçlü bir kurum ruhu oluştururlar.
Çünkü çalışan, müşteri ve iş ortağı aslında logoyu değil; o logonun temsil ettiği değerleri sever.
İş hayatında insanlar sizin kartvizitinize değil, karakterinize bağlanır.
Masanıza değil, adaletinize güvenir.Makamınıza değil, insanlığınıza inanır.
Ve bu yüzden; İnsan bir yüzü değil, o yüzün taşıdığı ruhu sever.
İş yaşamında ise; İnsan yöneticinin makamını değil, liderliğinin ardındaki karakteri takip eder.
Bu günün unutulmayan insanları, bıraktıkları güzel duygular ile hatırlananlardır.