Sinan Bayraktar

Sinan Bayraktar

Gündem Analiz

Kelimelerin Örttüğü Duygular

30 Eylül 2026 - 10:34

Bazı kelimeler vardır; duygularımızı anlatıyor gibi görünür ama aslında onları örter. “İyiyim” der, konuyu kapatırız. “Boş ver” der, içimizde kalanları erteleriz. “Yorgunum” deriz; belki de ne hissettiğimizi henüz kendimize bile söyleyemeyiz.
Amerika’da 21 bin lise öğrencisine en sık hissettikleri duygu sorulmuş. Açık uçlu soruya gençlerin en çok verdiği yanıt “yorgun” olmuş. Türkiye’de ise gençlere sürekli soruyorum. Geleceğiniz ile ilgili ne düşünüyorsunuz? .. Cevaplar çoğu zaman umudum yok türünde geliyor.
İlk bakışta şaşırtıcı değil. Okul, sınavlar, gelecek kaygısı, uykusuzluk… Gençlerin yorulacak çok şeyi var. Ama yorgunluk bir duygu değil; bedende ve zihinde hissedilen bir hâl. Bazen de asıl duygunun üzerini örten bir perde ve kocaman bir koruma yapan çelik kubbe.
Ülkemizde gençlerin gündelik dilinde bu perdeye sık sık rastlıyoruz. Sınavlara hazırlanan bir lise öğrencisi, “Çok yoruldum,” der. Belki uykusuzdur; ama belki de deneme sınavlarından aldığı sonuçlar yüzünden kendini yetersiz hissediyor, ailesini hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyordur. Üniversite tercih dönemindeki bir genç, “Artık kafam almıyor,” diye yakınır. Bu sözün içinde yalnızca zihinsel yorgunluk değil, geleceğe dair belirsizlik ve yanlış karar verme endişesi de olabilir.
Üniversite öğrencileri arasında da benzer cümleler duyulur: “Derslerden bunaldım.” “Hiçbir şey yapmak istemiyorum.” “Kafam çok dolu.” Bazen bunlar yoğun bir dönemin sıradan yakınmalarıdır. Bazen de yalnızlık, kaygı, umutsuzluk ya da başarısızlık korkusu bu cümlelerin arkasına saklanır. Elbette her yorgunluk derin bir sorunun işareti değildir. Ama bir söz sık sık tekrarlanıyorsa, onu hemen geçiştirmek yerine biraz daha dikkatle dinlemek gerekir.
Bu yalnızca gençlere özgü değil. Yetişkinler de çoğu zaman duygularını daha kabul edilebilir, daha kısa, daha az açıklama gerektiren kelimelerle anlatır. “İşler çok yoğun,” deriz; belki bunalmışızdır. “Canım sıkkın,” deriz; belki incinmişizdir. “Takmıyorum,” deriz; belki tam da çok taktığımız için konuşmak istemiyoruzdur. Enflasyon düşer mi diye soruyoruz, boş boş bakan birçok insan yüzü görüyorsunuz.
Bu kelimeler yalan değildir. Yorgunsak yorgunuzdur, yoğunsak yoğundur. Fakat bazen hikâyenin tamamı da değildir. Asıl mesele, o kelimenin arkasında ne olduğuna merakla yaklaşabilmektir.
Bir gence “Neden yorgunsun?” diye sormak yerine, “Bu yorgunluğun içinde en ağır gelen ne?” diyebiliriz. “Sınavlar mı, gelecek kaygısı mı, yoksa senden beklenenler mi?” diye sorabiliriz. Hemen öğüt vermek ya da “Herkes aynı şeyleri yaşıyor,” demek yerine, cevabını beklemek de başlı başına bir destek olabilir.
Kendimize de aynı soruyu yöneltebiliriz. Cevap hemen gelmeyebilir. Bazen durmaya, düşünmeye, hatta hiçbir şeyi adlandırmadan bir süre hissetmeye ihtiyaç duyarız.
Duygularımızı doğru kelimelerle ifade etmek her şeyi çözmez. Ama ne yaşadığımızı fark etmemize, ihtiyacımızı anlamamıza ve başkalarına daha sahici biçimde yaklaşmamıza yardım eder. “Yorgunum”un ardındaki cümleyi bulduğumuzda, belki ilk kez gerçekten dinlemeye başlarız.
Çünkü bazen insanı dinlemek, söylediği kelimede durmak değil; o kelimenin altında sessizce bekleyeni fark etmektir.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum