Sinan Bayraktar

Sinan Bayraktar

Gündem Analiz

İHRACAT ARTIYOR AMA FABRİKALAR NEDEN SEVİNMİYOR?

15 Eylül 2026 - 11:37

Ekonomide bazen rakamlar doğruyu söyler ama gerçeğin tamamını anlatmaz.
Hatta siyaset bunu çoğu zaman iyi ve güzel,biraz da önemli bir başarı olarak sunar. 
Türkiye’nin Temmuz 2026 dış ticaret endekslerine baktığımızda ilk anda olumlu görünen bir veriyle karşılaşıyoruz:
İhracat birim değer endeksi %8,2 artmış.
Yani ihraç ettiğimiz ürünlerin ortalama değeri yükselmiş.
Buraya kadar güzel.

Ama rakamların biraz arkasına geçtiğimizde başka bir gerçekle karşılaşıyoruz:
İhracat “miktar” endeksi %4,9 azalmış.
İşte sanayici açısından asıl üzerinde durulması gereken rakam budur.
Çünkü bir ülkenin ihracat başarısını yalnızca kasasına giren dövizle ölçemezsiniz. Fabrikadan kaç ürün çıktığına, makinelerin ne kadar çalıştığına, siparişlerin artıp artmadığına, kapasite kullanımına ve dünya pazarındaki müşterinin korunup korunmadığına da bakmak gerekir.
Basitçe söyleyelim. 
Türkiye daha yüksek birim değerle, daha az mal ihraç ediyor.
Peki neden?
Türk sanayicisi fiyat rekabetinde mi zorlanıyor?
Avrupa başta olmak üzere geleneksel pazarlarımızda talep mi daralıyor?
Yüksek finansman maliyetleri üreticinin elini mi bağlıyor?
Kur politikası ihracatçının rekabet gücünü mü zayıflatıyor?

Yoksa Çin’den Doğu Avrupa’ya, Kuzey Afrika’dan Asya’ya kadar uzanan yeni üretim merkezleri bizim yıllardır bulunduğumuz pazarlardan pay mı almaya başladı?
Bence bugün sanayinin tartışması gereken asıl sorular bunlar.
Çünkü ihracatta miktar kaybı yalnızca dış ticaret meselesi değildir.
Bugün %4,9 diye gördüğümüz rakam, yarın fabrikanın üretim planına dokunur ve dokunuyor da…
Sonra kapasite kullanımına…
Ardından yatırıma…
İstihdama…
Ve sonunda büyümeye.

Madalyonun bir de ithalat tarafı var.
Temmuz ayında ithalat miktar endeksi %6,9 gerilerken, ithalat birim değer endeksi %12,8 yükselmiş.

Yani dışarıdan daha az mal alıyoruz ama aldığımız malın birim değeri çok daha hızlı yükseliyor. Bu kur politikası ve iç pazar dengeleri ile de yakından alakalı bir durum. 

Üstelik Türkiye gibi üretiminde ithal ara malı, enerji, makine, teknoloji ve çeşitli hammaddelerin önemli yer tuttuğu bir ekonomi açısından bu gelişme özellikle dikkatle izlenmeli.

Ortaya ilginç bir makas çıkıyor:
İhraç ettiğimiz ürünlerin birim değeri %8,2 artıyor.
İthal ettiğimiz ürünlerin birim değeri ise %12,8 artıyor.

Başka bir ifadeyle, dışarıdan aldıklarımızın fiyatı dışarıya sattıklarımızdan daha hızlı yükseliyor.
Bu tablo uzun süre devam ederse sanayicinin maliyetlerine, kâr marjına ve rekabet gücüne yansıması kaçınılmaz olacaktır.

Burada başka bir yanılgıya da düşmemek gerekir.
İthalat miktarının azalması her zaman iyi haber değildir.

Eğer ithalat, tüketim mallarında gereksiz talebin azalması nedeniyle düşüyorsa olumlu görülebilir. Ancak azalan ithalat; makine, yatırım malı, hammadde ve ara malı talebindeki gerilemeden kaynaklanıyorsa, bu kez başka bir soruyu sormamız gerekir:
Sanayici daha az üreteceğini düşündüğü için mi daha az mal alıyor?
Ekonomide bazen küçülen bir rakam tasarrufu, bazen de yaklaşan durgunluğu anlatır.
Bu nedenle önümüzdeki aylarda ihracatın yalnızca kaç milyar dolar olduğuna bakmak yeterli olmayacaktır.
Kaç ton sattık?
Kaç adet ürettik?
Hangi pazarlarda miktar kaybettik?
Hangi sektörlerde siparişler geriledi?
İhracat kilogram değerimiz yükselirken pazar payımız ne oldu?
Bunların cevaplarını aramalıyız.

Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca daha pahalı ürün satmak değildir.
Daha yüksek katma değerli ürün üretirken daha fazla üretmek, daha fazla pazara ulaşmak ve dünya ticaretinden daha fazla pay almak zorundayız.
Çünkü sanayide gerçek başarı, fiyatların yükselmesiyle değil; üretimin, verimliliğin, katma değerin ve küresel rekabet gücünün birlikte yükselmesiyle ölçülür.
Bugünkü rakamların bize söylediği ise oldukça açık:
İhracatın değerine bakıp sevinebiliriz.
Ama miktarına baktığımızda düşünmemiz gerekiyor.
Çünkü ekonomide bazen kasaya giren para bugünü anlatır; fabrikadan çıkan mal ise yarının nereye gittiğini gösterir.
Yarınların daha verimli ve güçlü olması dileklerimle …

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum